HIDROJEN ENERJISI

Dünyanin giderek artan enerji gereksinimini çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak saglayabilecek en ileri teknolojinin hidrojen enerji sistemi oldugu bugün bütün bilim adamlarinca kabul edilmektedir.
Hidrojen enerjisinin insan ve çevre sagligini tehdit edecek bir etkisi yoktur. Kömür, dogalgaz gibi fosil kaynaklarin yanisira sudan ve biyokütleden de elde edilen hidrojen, enerji kaynagindan çok bir enerji tasiyicisi olarak düsünülmektedir. Elektrige 20. yüzyilin enerji tasiyicisi, hidrojene 21. yüzyilin enerji tasiyicisi diyen çevreler vardir. Hidrojen yerel olarak üretimi mümkün, kolayca ve güvenli olarak her yere tasinabilen, tasinmasi sirasinda az enerji kaybi olan, ulasim araçlarindan isinmaya, sanayiden mutfaklarimiza kadar her alanda yararlanacagimiz bir enerji sistemidir.
Hidrojen içten yanmali motorlarda dogrudan kullaniminin yanisira katalitik yüzeylerde alevsiz yanmaya da uygun bir yakittir. Ancak dünyadaki gelisim hidrojeninin yakit olarak kullanildigi yakit pili teknolojisi dogrultusundadir.
1950'lerin sonlarinda, NASA tarafindan uzay çalismalarinda kullanilmaya baslayan yakit pilleri, son yillarda özellikle ulastirma sektörü basta olmak üzere sanayi ve hizmet sektörlerinde basari ile kullanima sunulmustur. Yakit pilleri, tasinabilir bilgisayarlar, cep telofonlari gibi mobil uygulamalar için kullanilabildigi gibi elektrik santrallari için de uygun güç saglayicilardir. Yüksek verimlilikleri ve düsük emisyonlari nedeniyle, ulasim sektöründe de genis kullanim alani bulmuslardir.

HIDROJEN

Hidrojen 1500'lü yillarda kesfedilmis, 1700'lü yillarda yanabilme özelliginin farkina varilmis, evrenin en basit ve en çok bulunan elementi olup, renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha hafif ve tamamen zehirsiz bir gazdir. Günes ve diger yildizlarin termonükleer tepkimeye vermis oldugu isinin yakiti hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynagidir. -252.77°C'da sivi hale getirilebilir. Sivi hidrojenin hacmi gaz halindeki hacminin sadece 1/700'ü kadardir. Hidrojen bilinen tüm yakitlar içerisinde birim kütle basina en yüksek enerji içerigine sahiptir (Üst isil degeri 140.9 MJ/kg, alt isil degeri 120,7 MJ/kg). 1 kg hidrojen 2.1 kg dogal gaz veya 2.8 kg petrolun sahip oldugu enerjiye sahiptir. Ancak birim enerji basina hacmi yüksektir.
Hidrojen dogada serbest halde bulunmaz, bilesikler halinde bulunur. En çok bilinen bilesigi ise sudur.
Isi ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanimi temiz ve kolay olan hidrojenin yakit olarak kullanildigi enerji sistemlerinde, atmosfere atilan ürün sadece su ve/veya su buhari olmaktadir. Hidrojen petrol yakitlarina göre ortalama 1.33 kat daha verimli bir yakittir.
Hidrojenden enerji elde edilmesi esnasinda su buhari disinda çevreyi kirletici ve sera etkisini artirici hiçbir gaz ve zararli kimyasal madde üretimi söz konusu degildir.
Hidrojen gazi farkli yöntemlerle elde edildigi gibi su, günes enerjisi veya onun türevleri olarak kabul edilen rüzgar, dalga, ve biyokütle ile de üretilebilmektedir.

Arastirmalar, mevcut kosullarda hidrojenin diger yakitlardan yaklasik üç kat pahali oldugunu ve yaygin bir enerji kaynagi olarak kullaniminin hidrojen üretiminde maaliyet düsürücü teknolojik gelismelere bagli olacagini göstermektedir. Bununla birlikte, günlük veya mevsimlik periyotlarda olusan ihtiyaç fazlasi elektrik enerjisinin hidrojen olarak depolanmasi günümüz için de geçerli bir alternatif olarak degerlendirilebilir. Bu tarzda depolanan enerjinin yaygin olarak kullanilabilmesi -örnegin toplu tasim amaçlari için yakit piline dayali otomotiv teknolojilerinin gelistirilmesine baglidir.

 

 

HIDROJEN ÜRETIMI

Hidrojen enerji sisteminin yeni olmasina karsin hidrojen üretimi yeni degildir. Su anda dünyada her yil 500 milyar m 3 hidrojen üretilmekte, depolanmakta, tasinmakta ve kullanilmaktadir. En büyük kullanici payina kimya sanayii, özellikle petrokimya sanayii sahiptir.
Ülkemizde Suni Gübre Sanayii (25.000m 3 ), bitkisel yag (margarin) üretimi (16.000m 3 ), petrol aritim evleri (rafineri) (1.200m 3 ), petrokimya endüstrisi (30.000m 3 ), hidrojene hayvansal yag üretimi (200-300m 3 ) ve çesitli yerlerde kullanilmak üzere basinçli silindirlerde gaz veya sivi hidrojen üretimi (6.000m 3 ) sadece sanayide kullanilmak üzere yapilmaktadir. Enerji üretimi amaciyla ticari boyutlu hidrojen üretimi mevcut degildir.
Hidrojenin üretim kaynaklari bol ve çesitlidir. Fosil yakitlardan elde edilebildigi gibi günes, rüzgar, hidrolik enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarinin kullanilmasi ile suyun elektrolizi yolu ile üretimi, biyokütleden üretimi ve biyolojik proseslerle üretimi mümkündür. Günümüzde hidrojen agirlikli olarak dogal gazdan buhar reformasyonu sonucu elde edilmektedir. Suyun elektrolizi bilinen bir yöntem olmakla beraber ekonomik hale getirilmesi konusunda çalismalar, gene benzer sekilde günes enerjisinden biyoteknolojik yöntemlerle hidrojen üretimi konusunda arastirma-gelistirme çalismalari devam etmektedir.

HIDROJENIN DEPOLANMASI

Hidrojenin belki de en önemli özelligi, depolanabilir olmasidir. Bilindigi gibi, günümüzde büyük tutarlarda enerji depolamak için hala uygun bir yöntem bulunmus degildir. Eger bugün hidroelektrik santrallerinden elde edilen enerjinin depolanmasi mümkün olsaydi, enerji sorununu bir ölçüde çözmek mümkün olabilirdi. Ancak, elektrik enerjisi için bilinen en iyi depolama yöntemi hala asitli akümülatörlerden baska bir sey degildir.
Hidrojen gaz veya sivi olarak saf halde tanklarda depolanabilecegi gibi, fiziksel olarak karbon nanotüplerde veya kimyasal olarak hidrür seklinde depolanabilmektedir.

Hidrojen uygun nitelikli çelik tanklarda gaz veya sivi olarak depolanabilir. Ancak gaz olarak depolamada yüksek basinç nedeniyle tank agirliklari problem yaratmaktadir. Hidrojen gazini depolamanin belki de en ucuz yöntemi, dogal gaza benzer sekilde yer altinda, tükenmis petrol veya dogal gaz rezervuarlarinda depolamaktir. Maliyeti biraz yüksek olan bir depolama sekli ise, maden ocaklarindaki magaralarda saklamaktir.

Hidrojen petrole göre 4 kat fazla hacim kaplar; hidrojenin kapladigi hacmi küçültmek için hidrojeni sivi halde depolamak gereklidir. Bunun için de yüksek basinç ve sogutma islemine ihtiyaç vardir. Sivilastirilmis hidrojen yüksek basinç altinda çelik tüpler içinde depolanabilir. Bu yöntem orta veya küçük ölçekte depolama için en çok kullanilan yöntemdir. Ancak büyük miktarlar için oldukça pahali bir yöntemdir. Çünkü hidrojen enerjisinin yaklasik ¼'ü sivilastirma islemi için harcanmalidir. Bir diger pratik çözüm ise, sivi hidrojenin düsük sicakliktaki tanklarda saklanmasidir. Uzay programlarinda, roket yakiti olarak sürekli sekilde kullanilan sivi hidrojen bu yöntemle depolanmaktadir. Dünyadaki en büyük sivi hidrojen tanki, Kennedy Uzay Merkezinde olup 3400 m3 sivi hidrojen alabilmektedir. Bu miktar hidrojenin yakit olarak degeri 29 milyon Mega Jule veya 8 milyon kW-saat'e karsilik gelmektedir.
Son yillarda yapilan çalismalar sonucu hidrojen karbon nanotüplerde de depolanabilmektedir. Karbon nanotüpler kisaca grafit tabakalarin tüp sekline dönüsmüs halidir. Çaplari birkaç nanometre veya 10-20 nanometre mertebesinde, boylari ise mikron seviyesindedir.

Hidrojen kimyasal olarak metallerde, alasimlarda ve arametallerde hidrür olarak depolanabilmektedir. Metal hidrürler hidrojen depolamak için çok uygun bir yöntem olmasina karsin, kendi agirliklari ciddi sorun olarak ortaya çikmaktadir. Özellikle son 10 yildir yüksek depolama kapasiteleri nedeniyle aluminyum ve bor içeren kompleks hidrürler yogun olarak çalisilmaktadir. Bor içeren kopleks hidrürler sivi kosullarda kullanilmasi nedeni ile de önem tasimaktadir. Bor esasli sistemler ana olarak sodyum bor hidrürü esas almaktadir. NaBH4, kati halde agirlikça %10,5 hidrojen içermektedir.

Çözelti halinde, sodyum bor hidrür, asagidaki reaksiyona göre hidrojenini vermekte ve sodyum metaborata dönüsmektedir.
(katalizor)
NaBH 4 (s)+H 2 O—>4H 2 + NaBO 2

H 2 O ve NaOH ilavesi ile sodyum bor hidrürün sivi içerisindeki miktari agirlikça %20-35 arasinda olabilmekte, bu da sistemde agirlikça % 4.4-7.7 arasinda hidrojenin depolanmasina olanak vermektedir.

Sodyum bor hidrürde hidrojen depolamanin en önemli üstünlügü depolanan hidrojenin oda sicakliginda geri alinabilmesi ve geri alimin katalizör yardimi ile kolaylikla kontrol edilebilmesidir. Sodyum bor hidrürün hidrojen amaçli kullaniminda en önemli darbogaz, olusan metaboratin tekrar NaBH 4 dönüstürülmesidir.

HIDROJENIN TASINMASI

Hidrojen gazi, dogal gaz veya hava gazina benzer olarak borular araciliyla her yere kolaylikla ve güvenli olarak tasinabilmektedir. Hidrojen boru ile tasinmasina, Texas'da petrol sanayi tarafindan kullanilmakta olan ve 80 km uzunluguna sahip boru sebekesi ile Almanya'da Ruhr havzasinda 1938 yilinda isletmeye açilan ve bugün 15 atmosfer basinç altinda hidrojen tasimaya devam eden 204 km'lik boru hatti örnek olarak gösterilebilir.
Basinçli hidrojenin, çelik tüpler içine yerlestirerek tasinmasi, bu güne kadar gelistiren bir çok deneme amaçli hidrojenle çalisan tasitta kullanilan yöntem olmustur. Burada görülen en büyük sorun çelik tüplerin kendi agirliklaridir. Benzinli bir otomobil ortalama olarak 65 litre (47kg) benzin almakta olup, bu da enerji olarak 17 kg hidrojene karsilik gelmektedir. Hidrojeni sivi olarak depolamak agirlik sorununu çözmekle birlikte, tank hacmi ve maliyet artmaktadir. Diger bir sorun ise, hidrojenin gaz haline geçmesi ile olusan kayiplar ve yakit ikmali zorlugudur.

HIDROJEN ENERJISI TEKNOLOJISININ DÜNYADAKI GELISIMI

Daha once de belirtildigi gibi hidrojenden, yakit pili teknolojisi ile elektrik elde edilmektedir. Bugüne kadar, yakit pillerini çesitli yönleriyle inceleyen 200'den fazla arastirma NASA tarafindan desteklenmistir. Bugün, Apollo ve Space Shuttle görevlerinde güvenli olarak elektrik (ve su) saglamis olmalari nedeniyle, yakit pillleri uzaydaki rollerini ispatlamis bulunmaktadir.

Bu basarilar, 1960'larda, yakit pillerinin dünyanin enerji problemlerinin tümüne çözüm olabilecegi tahminlerine yol açmis ve 1970'li yillarda çalismalara baslanmis, 2000'li yillarda ülkelerin enerji politikalarinda önemli yer tutmaya baslamistir.

ABD Baskani G.W. Bush 28 Ocak 2003 tarihinde yaptigi bir konusmada hidrojen enerjisini hürriyet yakiti olarak tanimlamis ve bu alandaki çalismalara destek amaciyla 1.7 milyar dolarlik bir kaynak ayrildigini söylemistir. ONSI Corp. adinda bir Amerikan firmasi 200 kW enerji saglayan fosforik asit tipi (PC25) yakit pilinin pazarlamasini yapmaktadir.

Japonya'da WE-NET (World Energy Network) projesi ile Tokyo metropolitan bölgesinde hidrojen kullanimi ile olusacak azot oksit emisyonundaki azalma potansiyeli arastirilmaktadir. WE-NET Programi Japonya'nin Uluslar Arasi Ticaret ve Endüstri Bakanliginca desteklenmektedir. Bu programda Japonya hidrojen enerji sistemini gelistirmek üzere 2020 yilina kadar 4 milyar $'lik bir bütçe ayirmistir. Gelecekte de Pasifik denizinin ekvator bölgesinde yapay bir adada solar radyasyon kullanarak deniz suyundan elektrolizle hidrojen üretmeyi planlamaktadirlar.

Halen Japonya'da Tokyo Electric Company tarafindan kurulan 11 MW'lik elektrik santrali Rokko adasinin elektrik ve isi ihtiyacini karsilamakla birlikte, kapasiteleri 50 ile 500 MW arasinda degisen yüzlerce yakit pillli tesis bulunmaktadir. Sadece Tokyo'da sehrin elektrik ihtiyacinin 40.000 kW'lik bölümü hidrojen enerji sistemlerinden saglanmaktadir.

Japonya'da Tokyo Electric Company'nin yanisira Sanyo, Hitachi, Toshiba, Kawasaki, Fuji Electric, Kansai Electric, Amerika'da, Westinghouse, Institute of Gas Technology (IGT), Unocal, San Diego Gas and Electric, Avustralya'da Seramic Fuell Cell Ltd, Avrupa'da Siemens KWU, Dornier System, Sulter Innotec, dünyada yakit hücreli sistemleri kullanan ve gelisimi için çalismalar yapan sirketlerden bazilaridir.

Siemens Kaliforniya'da 200 konutun elektrik ve isi ihtiyacini karsilamak üzere 250kW'lik gaz türbinli, yakit hücreli bir kojenerasyon sistemi kurmustur


Gaz türbinli, yakit hücreli kojenerasyon sistemi

Avrupa merkezli Alstom, Asya merkezli Japon Ebora firmalari ile ortak çalisan Kanada'nin Ballard firmasi PEM tipi yakit pili kullanan, 250 kW elektrik, 230 kW isisal güce sahip jeneratörleri satisa sunmustur.
Honda arastirma ve gelistirme bölümü dogal gazdan yakit pilli araçlar için hidrojen üreten, elde edilen elektrigin ve sicak suyun yine üretildigi evde kullanimini saglayan "Hidrojen Ev Enerji Istasyonu" (HES) adli proje baslatmistir. Proje çerçevesinde California'da deneysel amaçli kurulan evde çalismalar hidrojen üretimi, depolanmasi ve yakit olarak kullanilmasi gerçeklestirilecektir.

Uluslararasi potansiyel yakit pili pazari (Sadece "sabit cihazlar " için) 2030 yili için 45 milyar Euro olarak tahmin edilmektedir. Hedef fiyat, tüm sistem için kW basina 1000 Euro'dur (1000 Euro/kurulu kW).

Almanya'da Münih havaalaninda çalisan otomobil ve otobüslerin hidrojen enerjisi kullanmasi yönündeki projenin yanisira Neurenburg yakinlarinda mini bir hidrojen enerji sisteminin kuruldugu bir program yürütülmektedir. Solar-Wasserstoff-Bayern burada günes hidrojen tesisi, depolama sistemi ve hidrojen kullanma sistemleri kurmustur. Almanya ayrica Suudi Arabistan ile ortak yürüttügü Hysolar programi ile Suudi Arabistan'in Riyad yakininda günes hidrojen üretim tesisi kurmayi planlanmaktadir. Suudi Arabistan hidrojeni ihraç edecektir.
Avrupa ve Kanada arasindaki Euro-Quebec diger uluslar arasi basarili programdir. Bu programda nispeten ucuz olan hidrogüçten üretilerek Kanada'dan Avrupa'ya ithal edilecek sivi hidrojenin deniz asiri tasinimi, depolanmasi ve kullanim alanlari arastirilmaktadir.

Izlanda'da hükümet, üniversiteler, tasima sirketleri, fabrikalar ve çok uluslu otomobil ve petrol sirketleri konsorsiyumu olusturulmus ve 2030 yilina kadar Izlanda'nin tamamen hidrojen enerjisine geçmesi planlanmistir. Dünyanin ilk hidrojen dolum istasyonu Shell tarafindan Izlanda'da açilmistir.
Bunlara ilave olarak Ispanya'da INTA solar hidrojen tesisi, Italya, Almanya, Norveç'te SAPHYS küçük ölçekli fotovoltaik-hidrojen enerji sistemi ve Almanya'da PHOEBUS pilot tesisi gibi birçok proje yürütülmektedir.

Ayrica araçlarin %65'inin skoter (küçük motosiklet) oldugu Tayvan'da yakit hücreli skoter kullanimi desteklenmekte ve ZES (sifir emisyonlu skoter) Asya Pasifik Yakit Pili Teknolojisi Ltd. ve Kwang-Yang Motor Co. isbirligi ile üretilmektedir

Brezilya ve Güney Amerika'da en büyük hidrogüç tesisi Haipu'dur. Burada elektrolitik hidrojen gazi üretilmektedir.

Petrol sirketlerinin enerji ortami olarak hidrojene bakislari kusku dolu olsa da son yillarda bu bakis açisi degismektedir. Bu sirketlerden Londra'da Royal Dutch Shell, Shell Hidrojen adini verdikleri subelerine hidrojen konusunda arastirma yapmalari için 500 milyon $ yatirim yapmistir. BP'de benzer bir girisimde bulunmustur.

 

 

 

Ulasim sektöründe, yakit pili ile çalisan araçlarin gelistirilmesi, petrol tüketimini azaltacagi gibi, araçlardan kaynaklanan hava kirliligini de minimum düzeye indirecektir. Yakit pilli otobüs üretimini gerçeklestiren Kanada'nin Ballard Sirketinin yanisira, General Motors, Ford, Chrysler, Toyota, Honda, BMW, Renault yakit pilleri ile çalisan otomobilleri ticari anlamda üretmek çabasindadirlar. 1993'ten bu yana çok sayida prototip araç üretilmistir. Alman Daimler Chrysler'in ürettigi, yakit pilini Ballard'dan sagladigi, NECAR4 (sivi hidrojenle çalisir) ve metanol dönüstürücülü NECAR5, General Motors'un Opel, "Zafira" adi verilen ve 75 kW' lik Ballard "tescilli" yakit pili tasiyan araci, Ford tarafindan üretilen "Think FC5"ler, Toyota'nin RAV-4 ve Fine-N'i, Nissan Renessa ve Mitsubishi, Daihatsu, Honda ve Mazda ortakligi Demio FCEV, Renault'un 30 kW Nora cell kullanan Lagunasi prototiplere birer örnektir.

 

 

 

Tasitlarda hidrojenin içten yanmali motorlar veya yakit pilleri araciligiylakullanimi konusunda da, Daimler-Benz sirketinin sifir salimli minübüs'ü, BMW, Dodge, Buick, Suzuki firmalarinin deneme otomobilleri, Macchi-Ansoldo"nun ve MAN firmasinin SL202 otobüsleri, Kanada demiryollarinin Lokomotifi ile Almanya, Avustralya ve Kanada donanmalari için imal edilen deniz altilar sayilabilir.
Mercedes-Crysler firmasi, büyük sehirlerde çevre kirliligini önlemek için, 30 adet hidrojen ile çalisan 70 kisilik toplu tasim araçlarini 10 Avrupa baskentinde, her türlü iklim ve arazi sartlarinda denemektedir. Bu araçlarda sistem elektrik motoru ile hareket eder, motor, piston, grank ve sanziman yoktur.

 

 

General Motor hidrojen enerji teknolojiisinin kullanildigi, 20 cm kalinliginda, 120 cm eninde, 240 cm boyunda bir platform ile dört tekerden olusan bir otomobil üretimi projelendirmistir. Projeye göre bu platforma sahip olan kisi istedigi kaportayi takarak otomobilini kullanabilecektir. Bu otomobillerde içten yanmali motor, piston ve grank bulunmadigindan bunun yerine her tekerlegin göbeginde 20 kW'lik müstakil elektrik motorlari arabaya gerekli hareketi saglayip, yüksek emniyet içinde sistemin süper kompakt bir yapiya kavusmasina olanak saglanmaktadir.

Bunlarin disinda, %15-20 hidrojen ve %80- 85 dogal gaz karisimindan olusan hytane adli yakti ile çalisan yeni bir otobüs 1993 yilindan beri Montreal'de (Kanada) denenmektedir.
Hidrojen, uzun yillardir uzay mekigi ve diger tüm roketlerde rakipsiz bir yakit olarak kullanilmaktadir. Ancak, bunlarin disinda uçaklarda ilk kullanimi 1956 yilinda B-57 Canberra deneme uçaginda gerçeklestirilmistir. Sovyetler Birligi de 1988 yilinda Tupolev-155 deneme uçaginda yakit olarak hidrojen kullanmistir. Dünya Enerji Ajansi Hidrojen Programi çerçevesinde yürütülen çalismalarda, Airbus tipi uçaklarin yakit olarak hidrojen kullanmasi 2007 yilinda baslayacaktir. Hidrojenin ticari uçaklarda yaygin kullanimi konusunda Avrupa Airbus konsorsiyumu ile Almanya-Rusya ortak çalismalari sürmektedir.
Sivi hidrojen dogrudan veya dolayli olarak motorlari ve dis yüzeyi sogutmak için de kullanilabilecegi için, yüksek hizli supersonic uçaklar için ideal bir yakit olarak görülmektedir.
Amerika'nin Duffy Boats firmasi elektrikle çalisan ilk tekneyi geçtigimiz aylarda üretmislerdir. Herbiri 1.5 kW gücünde 4 yakit piliyle hareketlendirilmis olan bu tekne yakin gelecekte, sahillerde, nehirlerde, kanal ve bogazlarda yani ulasimin su üzerinde yapildigi heryerde taksi görevini görecektir.


YAKIT PILLERI

Yakit pilleri, temiz, çevreye zarar vermeyen ve yüksek verime sahip enerji dönüsüm teknolojileridir.

Bir buhar kazani veya türbin kullanilmadan, sadece kimyasal reaksiyon ile elektrik enerjisi üretilir. Hidrojen (H 2 ) ve oksijen (O 2 ) arasindaki elektrokimyasal reaksiyon ile elde edilen ve toplam verimlilikleri % 80'lere kadar ulasabilen yakit pilleri, sürekli çalisan piller veya elektrokimyasal makinalar olarak da bilinir. Yakit pilleri, bünyesinde kullanilan elektrolitin cinsine göre çesitli isimler alir.

-> Fosforik asit yakit pili
->Kati oksit yakit pili
->Erimis karbonat yakit pili
->Polimer elektrolit yakit pili (PEM)
->Alkali yakit pili

Her nekadar çalisma prensipleri benzer olsa da, çalisma kosullari ve uygulama alanlari farklilik göstermektedir. Tablo 1'de yakit pili çesitlerinin temel özellikleri verilmistir.
Atik olarak su ve isi elde edilmesi ve özellikle minimum seviyedeki emisyonlari yakit pillerini avantajlikilar. Içten yanmali motorlarda, toplam kontrol edilemeyen emisyonlar 2370 ppm, gaz türbinli sistemlerde 120 ppm oldugu halde, yakit hücreli sistemlerde sadece 5 ppm'dir.

Yakit pilleri, boyutlarinin küçük olmasi, yüksek verimle çalismalari ve atik isilarinin kullanilabilir olmasinin yanisira asagidaki özellikleri nedeniyle de diger güç sistemlerine göre daha üstündürler.

->Modüler olmalari
->Kullaniciya yakin insaa edilebilmeleri
->Yakit olarak saf hidrojenin yanisira dogal gaz, metanol veya kömür gazlarinin kullanilabilmesi
->Sessiz çalismalari
->Minimum seviyede kükürt oksit ve azot oksit emisyonlari->Insa edilecek alanda çok az çevre kisitlamalari gerektirmeleri ve kisa sürede insaa edilebilmeleri.
->Kati atik problemlerinin olmamasi.

1839'da kesfedilmis, 1932'de üzerinde gelismeler saglanmis ve 1952 yilinda NASA tarafindan uzay çalismalarinda enerji saglayici olarak kullanilan yakit pilleri, 1960'li yillarda ilk yakit hücreli traktör yapimi ile kara ulasiminda kullanima sunulmus 1980'li
yillarda yakit hücreli tren, 1990'li yillarda yakit hücreli denizalti ve uçak ile gelisim göstermis son yillarda kara araçlarinda ve güç santrallarinda
yaygin arastirma ve uygulama konusudur.

BM Uluslararasi Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET)

Birlesmis Milletler Uluslararasi Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi'nin (ICHET) kurulmasina iliskin anlasma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birlesmis Milletler Sinai Kalkinma Örgütü (UNIDO) arasinda, 21 Ekim 2003 tarihinde Viyana'da imzalanmistir.

Ülkemiz ile birlikte, uluslararasi enerji çevrelerinin büyük önem verdigi ve gelecegin enerjisi olarak adlandirilan hidrojen enerjisinin Istanbul'da kurulacak olan merkezinin baslica amaçlari:

-Kalkinmis ve kalkinmakta olan ülkeler arasinda bir köprü vazifesi görerek; hidrojen arastirma, gelistirme ve yatirimci kuruluslar arasinda bir koordinasyonu saglamak ve gelecekteki hidrojen teknolojisi ve endüstrisinin uygulama alanlarini tespit etmek.
-Hidrojen teknolojisi uygulamalarinda barisçil ve kalkinmaya yönelik isbirligini gelistirmek.
-Hidrojen arastirma ve gelistirme çalismalarinin arttirilmasi için kalkinmis ülkelerin bilim -damlarini ve uzmanlarinin dogrudan katkilarini saglamak,
-Kalkinmakta olan ülkelerin Ar-Ge merkezlerinin ve programlarini desteklemek, hidrojen teknolojileri alanindaki yatirimlari tesvik etmek, olarak belirlenmistir.

ICHET'in Faaliyetleri;
-Uzun ve kisa dönemli atölye (workshop) çalismalari, bilimsel toplantilar, bilim adamlari ve uzmanlarin katilacagi uygulamali egitim programlari düzenlemek;
-Ar-Ge ve teknoloji transferi yapmak;
-Danismanlik hizmeti sunmak;
-Endüstri ile isbirligi kurmak;
-Hidrojen enerjisi teknolojilerini tanitmak amaciyla katilimci ülkelere tekno-ekonomik çalismalar, teknoloji izleme ve tahmini, Ar-Ge, teknoloji transferi, egitim, burs ve danismanlik hizmeti saglamak;

ICHET'in çalisma kapsami içerisinde:
-Hidrojen enerjisi politikasi olusturulmasi, büyük miktarlarda hidrojen üretimi ve hidrojen enerji teknolojilerinin uygulanmasinin ve çevresel çalismalarin ekonomik analizi;
-Diger yenilenebilir enerji sistemleriyle hidrojen üretim tekniklerinin entegre edilmesi;
-Hidrojen depolama teknikleri;
-Klima sistemleri ve hidrojen depolamada metal hidr]urlerin kullanimi;
-Boru ile hidrojen nakli;
-Sivi hidrojen teknolojileri;
-Hidrojenle çalisan tasitlar (otobüsler, kamyonlar, otomobiller, iki ve üç tekerlekli tasitlar);
-Yakit pili uygulamalari (desentralize enerji üretimi ve tasitlar);
-Hidrojen alt yapisi gelistirilmesi;
-Kimyada, enerji üretiminde, gaz, petrol endüstrisinde ve metalürjide hidrojen uygulamalari;
bulunmaktadir.