İNOVASYON

İNOVASYONUN TANIMI

Türkçe'de daha çok yenilik olarak kullanılan, Latince innovatus'tan türetilen, İngilizcede innovation sözcüğü karşılığında inovasyon kelimesi kullanılmıştır. Bu yaklaşımın benimsenmesindeki temel neden, yenilik kelimesinin içinde inovasyonun içindeki ticarileşme gereksinimini hatırlatacak vurgunun güçlü olmamasıdır. Yenilik dendiğinde ticari başarıya sahip olsun veya olmasın, her türlü yeni eylem anlaşılmaktadır.

İnovasyon, toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması anlamındadır. Webster, inovasyonu yeni ve farklı bir sonuç olarak tanımlar. Türkçe'de yenilik, yenileme gibi sözcüklerle karşılanmaya çalışılsa da, anlamı tek bir sözcükle ifade edilemeyecek kadar geniştir. Diğer yandan yenilik ve yenileme inovasyon sözcüğü ile ifade edilmeye çalışılan kavramın dışında da çağrışımlara yol açmaktadır. Bu nedenle, inovasyonun teknik bir sözcük olarak kabul edilip, tıpkı "teknoloji" sözcüğünde olduğu gibi dilimize oturtulmasında yarar var.

OECD ve Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve TÜBİTAK tarafından Türkçe'ye çevrilen Oslo Kılavuzu, inovasyon kelimesini şu şekilde betimlemektedir: "yenilik (inovasyon), yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır”.

Kısaca İnovasyon; Bilim ve teknolojinin ekonomik ve toplumsal yarar sağlayacak şekilde yenilenmesi sürecidir. Yani yaratıcılığın, ticari ustalıkla birleştirilmesidir. İnovasyon geleceği yaratmakla ve sürdürülebilir kârlı büyüme sağlamakla ilgilidir.

Gerçek dünya faaliyetlerine bir yeniliğin katılması şeklinde anlaşılan inovasyonların kaynakları; yeni icatlar, yeni teoriler, yeni kavramlar veya eskiden var olan ürün veya yöntemlerin geliştirilerek yeniden uygulanmasıdır.

İnovasyon, ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak yeni fikirler, yöntemler, ürünler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Böylece, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insana fayda sağlayacak hale getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya yöntemlerin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya yöntemlerinin uygulanmaya başlanmasıyla inovasyon yapılmış olur.

İnovasyon süreci, bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçlerin oluşturduğu bir bütündür. Bireylerde ve toplumda değişime olan istek, yeniliğe açıklık ve girişimcilik ruhuyla özdeşleşen bir kültür gerektirir.

İnovasyon kendi başına ayrı bir etkinlik değil, bilim ve teknoloji etkinliğinin tüm süreçlerini kapsıyor. Ancak inovasyondan beklenen, bilim ve teknoloji etkinliğinde bir fikrin kuram, eylem ve sonuç bakımından yarara dönüşmesi ve belki de anlam bakımından çok önemli olmak üzere bu yararın pazarlanabilir, somut bir çıktı ile birlikte olması. Dolayısıyla, inovasyon basit anlamlı bir yenilenme değil, yenilenmenin kuramsal aşamasından başlayarak yenilik ürününü de içine alan ve pazarlanabilme niteliğini kabul eden bir süreç.

Bu kadar geniş bir kuram, eylem ve çıktı süreçlerini içine alan etkinliğin her ülkenin, her bilimsel araştırma alanının, her sanayi ünitesinin kendi özelliklerine göre oluşturması doğal bir beklenti. Yani inovasyon duruma göre, yerel ve ulusal özelikleri olan bir etkinlik. Ülkeler ulusal öncelliklerine göre kendi inovasyon stratejilerini çizmek zorunda. Bu ise pek kolay değil. İktidar, beyin gücü, üniversite, planlama, olanaklar, sanayi, teknoloji, endüstri ve piyasa gibi tüm elemanlar inovasyonun içinde yer alan parçalar. Neredeyse bir ülkenin bilim ve teknolojisinin tüm elemanlarını içine alması gereken inovasyon etkinliğinin yürüyebilmesi öncelikle toplumun her kesiminin ve iktidar erkinin olayı benimsemesi ve desteklemesi ile yürüyebiliyor.

Günümüzün hızla değişen rekabet ortamında ayakta kalabilmek için şirketlerimizin ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini sürekli olarak değiştirmeleri ve yenilemeleri gerekmektedir. Bu değiştirme ve yenileme işlemi "inovasyon" olarak adlandırılır

İnovasyon, yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen tüm süreçleri kapsar. Yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirme, yeni düşüncelerden doğar. İnovasyon sürekliliği olan bir faaliyettir. Bu nedenle, ortaya atılan, geliştirilerek işler hale getirilen ve sonuçta firmaya rekabet gücü kazandıracak şekilde pazarlanan bu fikirlerin ve sonuçlarının tekrar tekrar değerlendirilmesi ve yeni getiriler için yaygınlaştırılarak kullanılması gerekir. Bu sayede doğacak yeni fikirlerse yeni inovasyon faaliyetlerini doğurur

Araştırma-geliştirme (Ar-Ge), inovasyon için gereken en önemli faaliyetlerden biridir. Ancak girişimsel inovasyon yoksa, diğer bir deyişle Ar-Ge'yi yapanların girişimcilik niteliği yoksa, değer yaratılamaz; Ar-Ge sonuçları inovasyona dönüştürülemez. Dolayısıyla, teknoloji-tabanlı firmalar dışında kalan tüm firmalarda yürütülen inovasyon çalışmaları sadece "teknolojik inovasyon"u değil, "organizasyonel inovasyon" ve "sunumsal inovasyon"u da kapsar. Kaldı ki, teknoloji tabanlı firmalarda her ne kadar ağırlık teknolojik inovasyona veriliyorsa da, organizasyonel ve sunumsal inovasyona yeterli kaynak ayrılmadan başarılı olunması beklenemez.

İNOVASYON BULUŞ MUDUR?

İnovasyon nasıl ki yenilenme sözcüğünü karşılayamayacağı bir anlam yükü taşıyorsa bir buluş gibi anlaşılmaması da gerekli. İnovasyonu buluştan ayıran en iyi örneklerden birisi Türk Teknoloji Vakfı tarafından verilmiştir;

"SINGER. Isaac SINGER, dikiş makinasını icat eden ve dolayısıyla adını veren kişi değildir. Dikiş makinasını 1846 yılında, Bostonlu bir mucit Elias Howe icat etti. Ama icadını inovasyona dönüştürmeyi beceremeyen Howe, hem icat ettiği makinaya adını verme hem de bundan milyarlarca dolar kazanma şansını kaybetti. Bu işi başaran Singer, dünyanın her tarafında dikiş makinası denince akla gelen marka ve isim oldu. Singer'in bunu nasıl yaptığı da sanayicilerimiz için önemli bir ipucu: Howe'un dikiş makinesı için aldığı patentten yararlanarak. İnovasyon için patentler büyük ipuçları içerir ve sürekli yeni ürün ve üretim yöntemi geliştirerek rekabet gücünü korumak hedefindeki girişimcilerin kendi alanlarındaki patentleri izlemeleri ve incelemeleri büyük yarar sağlar. İcatlar ve patentler inovasyon için büyük fırsatlar içerir ama girişimciden beklenen icat yapması değil, inovasyon yapmasıdır. Çünkü ancak o zaman pazar payını ve karlılığını artırıp rekabet gücünü yükseltebilir

İNOVASYON NEDEN ÖNEMLİDİR?

Firmalar, varlıklarını sürdürmek ve rekabet güçlerini artırmak için inovasyon yapmalıdır. Bu amaçla;

Bu zorunluluklar, inovasyon fikirlerini ortaya çıkaran unsurlardır. Böylece yeni pazarlara girmek ve var olan pazar payını artırmak mümkün olabilir.

İnovasyon, ekonomik büyümenin, artan istihdamın ve yaşam kalitesinin anahtarıdır. Tüm sektörlerde faaliyet gösteren her türlü firmanın tüm iş alanlarında inovasyona gereksinimi vardır. İnovasyonun, inovasyon olarak adlandırılabilmesi için "firma için yeni" olması yeterlidir. Örneğin, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir firma, yıkandığında buruşmayan bir kumaş geliştirebilir, bir restoran bilgisayar kontrollü sipariş ve faturalama sistemine geçebilir, bir seyahat acentası on-line rezervasyon ve bilgi servisi ile müşterilerine hizmet vermeye başlayabilir, bir ürünün teslim süresini kısaltmak veya bir hizmetin sunuş kalitesini artırmak için kalite standartları uygulanmaya başlanabilir, bir imalat firması tam zamanında üretim tekniklerini kullanarak üretim sistemini yeniden yapılandırabilir.

Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz gibi, hasta tahlil sonuçlarını İnternet'ten veren hastane, buruşmayan kumaşı, verimli domates tohumlarını ve Omega 3'lü yumurtaları üretip satan firmalar diğer hastanelere ve firmalara göre rekabet avantajı kazanırlar. Yani bu tür hizmet ve ürünlerin alıcıları ve kullanıcıları, rakip konumdaki diğer hastanelerin ve firmaların yerine bu hastaneyi ve firmaları tercih ederler. Dolayısıyla bu hastane ve firmalar daha çok müşteri çeker; daha çok ürün satar ve daha büyük gelir elde ederler. Böylece daha hızlı büyürler; daha çok insana iş imkânı sağlarlar. Ürünlerini iç pazarda satmakla yetinmeyip ihraç da ederler. Bu da işlerini daha da büyütmeleri ve kendi ülkelerinin kalkınmasına ve gelişmesine büyük katkı sağlamaları anlamına gelir.

Bu nedenle, inovasyon yapan firmaların, hastanelerin, restoranların, marketlerin, otellerin, bankaların, vb. (yani işletmelerin) bulunduğu ülkelerde işsizlik azalır; kişilerin kazançları artar; herkes daha iyi şartlarda yaşamaya başlar. Bir ülkede ne kadar çok inovasyon yapan işletme varsa, o ülkenin insanlarının yaşam kalitesi ve refahı o kadar artar: İnsanlar çok daha iyi şartlarda yaşar; çok daha iyi hizmetlerden yararlanır ve çok daha yüksek gelirler elde ederler. Aynı zamanda ülkenin de rekabet gücü artar. Bunun anlamı ise, o ülkenin diğer ülkelere göre daha güçlü bir konuma yükselmesidir. Hepimizin arzusu ve isteği, herkesin daha iyi şartlarda yaşaması, ülkemizin ve toplumumuzun kalkınıp gelişmesi olduğuna göre, bize bu kapıları açacak anahtar inovasyondur.

İNOVASYON ÖRNEKLERİ

Bir firma, yıkandığında buruşmayan, dolayısıyla da ütü gerektirmeyen kumaş geliştirip, üretir ve satarsa inovasyon yapmış olur. Başka bir firmanın daha iri, bol ürün veren, hastalıklara dayanıklı domates üretmek için domates tohumlarını geliştirmesi de inovasyondur. Diğer bir firmanın, insan sağlığı için yararlı bir yağ olan Omega 3 içeren yumurtalar üretmesi ve bunları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde güzel paketler içinde satması da bir inovasyondur. Ya da bir hastane, hastalarının tahlil sonuçlarını İnternet'ten görebilmelerini sağlıyorsa, o da inovasyon yapmış olur. Ya da benim de içinde bulunduğum sektörde yani çimento ve beton sektöründe kendi kendini temizleyen sıva, hafif beton, su geçirmeyen beton vs. gibi beton tiplerinin üretilmesi de inovasyona girmektedir. 

Finlandiya Ve İrlanda Başarılarını İnovasyona Borçlu

Dünya Ekonomik Forumu'nun yaptığı rekabetçilik araştırmalarına göre son yılların rekabet gücü en yüksek ülkesi Finlandiya, inovasyona yaptığı yatırımla, güçlü bir ekonomi ve yaşam seviyesi yüksek bir toplum yaratmayı başardı. Fin hükümeti, yaklaşık 20 yıl önce inovasyona büyük kaynaklar ayırmaya ve inovasyonu teşvik eden bir ortam yaratmaya başladı. Bu yatırımlar, ekonomik durgunluk dönemlerinde bile azalmadı. 1990'ların başında yaşanan ve işsizliği yüzde 20'lere tırmandıran krizin etkileri de bu sayede hızla atlatıldı. Krizden hemen sonra kapsamlı bir ulusal eğitim ve araştırma programı başlatıldı. Bu programın bir gereği olarak üniversiteler ve şirketler arasında güçlü bir ağ kuruldu. Böylelikle ormancılığa ve tarıma dayanan ekonomi, yerini hızla sanayiye dayalı ekonomiye, ardından da inovasyon ekonomisine bıraktı. 2000'li yıllarda, bilişim teknolojileri sektörü Finlandiya ekonomisinin itici gücü haline geldi. Bunun yanında, metal ve mühendislik sektörleri ile orman ürünleri sanayinde de inovasyona dayalı rekabetçilik devlet tarafından desteklenmeye devam etti. Sonuçta, 1985'lerde 10.470 Dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2004'de 29.000 Dolar'a ulaştı.

İNOVASYON TÜRLERİ

Ürün İnovasyonu:

Yeni veya özellikleri ya da kullanım amaçları açısından önemli ölçüde geliştirilmiş / iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin pazara sunulmasıdır. Bu teknik özelliklerde, parçalarda ve malzemelerde, yerleşik yazılımda, kullanım kolaylığında veya diğer işlevsel özelliklerde önemli iyileştirmeleri / geliştirmeleri içerir.

Bir işletme tarafından pazara sunulan, elle tutulup gözle görülen nesneler ürün olarak adlandırılır. Bir işletmenin farklı, yeni, değişik bir ürün geliştirmesi ve bunu pazara sunması ürün inovasyonu yapması anlamına gelir. Ancak işletmelerin ürün inovasyonu yapmak için illa ki yeni bir ürün üretmeleri gerekmez. Zaten var olan ürünlerini daha iyi, daha kaliteli, daha üstün özelliklerde yapmak için değiştirir ve farklılaştırırlarsa da ürün inovasyonu yapmış olurlar.

Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz, kumaş, domates tohumu ve yumurta birer üründür. Bunların, pazardaki diğer kumaşlardan, domates tohumlarından ve yumurtalardan farklı ve değişik olacak şekilde geliştirilip üretilmeleriyle yapılan da ürün inovasyonudur. Yani, buruşmayan kumaş, daha verimli ve hastalıklara dayanıklı domates tohumu ve çekici ambalajlarda satılan Omega 3'lü yumurtalar ayrı ayrı birer ürün inovasyonudur.

Hizmet İnovasyonu:

Bir işletme tarafından pazara sunulan, alıcılara sağlanan faydalar hizmet olarak adlandırılır. İşletmeler, hem ürün, hem de hizmet sunabildikleri gibi, sadece ürün veya sadece hizmet sunabilirler. Örneğin, hastaneler ve oteller genellikle sadece hizmet sunarlar. Ama restoranlar hem hizmet hem de ürün de sunarlar (yemekler onların ürünleridir). Bir bilgisayar üreticisi ürün sunar; bilgisayar onun ürünüdür. Ama sattığı bilgisayarı evimize kadar teslim ederse veya daha sonra bunun bakımını ve tamirini yaparsa hizmet sunmuş olur.

Bir işletmenin yeni, farklı ve değişik bir hizmet geliştirip bunu müşterilerine sunması hizmet inovasyonudur. Ürün inovasyonunda olduğu gibi, hizmet inovasyonunda da daha önce sunulmayan bir hizmeti sunmak şart değildir. Zaten sunulmakta olan hizmetleri daha çok müşteri çekecek şekilde değiştirmek ve farklılaştırmak da hizmet inovasyonu yapmak anlamına gelir.

Bir hastanenin hastalarına elden vermekte olduğu tahlil sonuçlarını İnternet'ten veriyor olması bir hizmet inovasyonudur. Böylece, hastalarının işini kolaylaştırmış; tahlil sonuçlarını almak için hastaneye gitme zahmetinden kurtarmış olur. Böyle bir hizmet sunduğu için de, uzak mesafelerde oturan ya da işleri çok yoğun olan hastalar, bu hizmeti sunmayan diğer hastanelere gitmek yerine, o hastaneye gitmeyi tercih ederler.

Süreç İnovasyonu:

Yeni veya önemli ölçüde geliştirilmiş / iyileştirilmiş üretim ya da dağıtım yönteminin uygulanmasıdır. Bu, tekniklerde, ekipmanda ve/veya yazılımda önemli değişiklikleri içerir.

Süreç inovasyonu, birim üretim veya teslimat maliyetlerini azaltmak, kaliteyi artırmak veya yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş ürünler üretmek veya teslim etmek üzere öngörülebilir.

Üretim yöntemleri, mal ve hizmet üretmek amacıyla kullanılan teknikleri, teçhizatı ve yazılımları kapsamaktadır. Yeni üretim yöntemlerine örnekler; bir üretim hattında yeni otomasyon teçhizatının uygulanması ya da ürün geliştirmek için bilgisayar destekli tasarım gerçekleştirilmesidir.

Teslimat yöntemleri, firmanın lojistiği ile ilgili olup, girdilerin bulunması, araç gereçlerin firma içinde tahsisi veya nihai ürünlerin teslimi amacına yönelik teçhizat, yazılım ve teknikleri kapsamaktadır. Yeni bir teslimat yöntemine örnek, barkotlu veya aktif RDT (Radyo Frekans Teşhisi) ile mal-izleme sisteminin tanıtımıdır.

Süreç inovasyonu, hizmet yaratılması ve tedarikine ilişkin yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş yöntemleri içermektedir. Bunlar, hizmet odaklı firmalarda kullanılan teçhizat ve yazılımdaki veya hizmet sunmak üzere yararlanılan usul ve tekniklerdeki önemli değişiklikleri kapsayabilir. Buna örnekler; ulaştırma hizmetlerinde GPS (küresel konumlandırma sistemi) izleme cihazlarının kullanımı, bir seyahat acentesinde yeni bir rezervasyon sisteminin uygulanması ve bir danışmanlık firmasında projelerin yönetimi için yeni tekniklerin geliştirilmesidir.

Süreç inovasyonu, satınalma, muhasebe, hesaplama ve bakım gibi yardımcı destek faaliyetlerindeki yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş yazılım, teçhizat ve teknikleri de kapsamaktadır. Yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bilgi ve iletişim teknolojisi (BIT) uygulanması da, bir yardımcı destek faaliyetinin verimliliğini ve/veya kalitesini iyileştirmeyi öngörmesi durumunda bir süreç inovasyonudur.

Pazarlama İnovasyonu:

Ürün tasarımında veya paketinde, ürün yerleştirmede, ürün promosyonunda ya da fiyatlandırmasında önemli değişiklikler içeren yeni bir pazarlama yönteminin uygulanmasıdır.

Ürün ve hizmetler pazara sunulmak amacıyla geliştirilir ve üretilir. Ürün ve hizmetlerin daha çok satılması için daha fazla sayıda müşteri çekebiliyor olması gerekir.

Daha fazla müşteri çekebilmek için, ürün ve hizmetlerde farklı, değişik ve yeni tasarımların, ambalajların ve pazarlama yöntemlerinin geliştirilip kullanılması pazarlama inovasyonu olarak adlandırılır. Önceki bölümlerde sözü edilen Omega 3'lü yumurtaları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde değişik paketlerde pazara sunan firma pazarlama inovasyonu yapmış olur.

Pazarlama inovasyonuna başka bir örnek olarak İnternet üzerinden yemek siparişi alıp bu siparişlerin müşterilere ulaştırılmasını verebiliriz. Bu hizmeti veren işletme, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan kişilerin o ildeki restoranlardan getirtecekleri yemekleri İnternet üzerinden sipariş etmelerine olanak sağlayabilir. Bu şekilde, örneğin Erzurum'da oturan bir kişi, evine yemek siparişi verecekse bunu işletmenin web sitesi adresini girerek bunu yapabilir. Böylece kendi şehrinde bulunan ve bu siteye kayıt yaptırmış olan restoranlardan istediği yemeği seçip evine getirilmesini sağlayabilir. Yemeklerini bu şekilde satmakta olan restoranlar pazarlama inovasyonu yapmış olurlar ve böylece İnternet'te yer almayan restoranlara göre rekabet avantajı kazanırlar. Bu restoranların yer aldığı İnternet sitesini işleten firma da hizmet inovasyonu yapmış olur. Daha önce kimsenin sunmadığı bir hizmeti sunarak (İnternet'ten yemek sipariş etme hizmeti) gelir elde eder ve işini büyütür.

Organizasyonel İnovasyon:

Firmanın iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerinde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.

İşletmeler sadece ürün ve hizmetlerini geliştirip farklılaştırarak inovasyon yapmazlar. Bir işletmenin rekabet avantajı yakalayıp bunu koruyabilmesi için çalışma ve iş yapış yöntemlerini geliştirmesi, farklılaştırması ve yenilemesi gerekir. Bu, geliştirme, farklılaştırma ve yenileme faaliyeti organizasyonel inovasyon olarak adlandırılır.

Örneğin bir firmanın Japonlar tarafından 1990'larda geliştirilen "sürekli iyileştirme” (kaizen) yöntemini kullanmaya başlaması bir organizasyonel inovasyondur. Bu yönteme göre, işçiler de dahil olmak üzere bir firmadaki tüm çalışanlar yaptıkları işle ilgili süreçleri iyileştirme konusunda söz sahibidir ve sürekli olarak bu iyileştirme fikirlerine kafa yorarlar. Önerilen iyileştirme fikirleri yöneticiler tarafından değerlendirilir ve uygun bulunanlar uygulamaya konulur. Bu yöntem sayesinde başta Japon firmaları olmak üzere, dünya genelinde sektöründe lider pek çok firma en düşük maliyet ve en yüksek kaliteyle üretim yapıp rakiplerinin önüne geçmeyi başarmıştır. Bunun bir sonucu olarak da sürekli büyüyüp istihdam yaratarak ülke ekonomilerine ve toplumlarına büyük faydalar sağlamaktadırlar.

İNOVASYON TÜRLERİNİ BİRBİRİNDEN AYIRT ETMEK

Belirsiz (sınırdaki) durumlarda inovasyon türleri arasında ayrım yapabilmek, tarama amaçları açısından önemlidir. Ancak, birçok inovasyon, birden fazla inovasyon türüne uzanan özelliklere sahip olabilir. Bu inovasyonları tek bir türde sınıflandırmak, firmalar tarafından girişilen inovasyon faaliyetlerinin türleri anlamında, hem zor hem de yanıltıcı olabilmektedir. Bu kısımda farklı inovasyon türlerinin birbirinden ayırt edilmesine yönelik ilkeler sunulmaktadır.

Birden fazla inovasyon türüne uzanan bir inovasyonun farklı özellikleri hakkında veri toplanması, nadiren yorumlama problemleri yaratacak olup, aslında, genelde sonuçların kalitesini iyileştirecektir. Örneğin, aynı zamanda yeni bir süreç geliştirilmesini gerektiren yeni bir ürünü tanıtan bir firma, açık şekilde hem bir ürün hem de bir süreç inovasyoncusudur. Aynı durum, yeni bir ürünü pazarlamak amacıyla yeni bir pazarlama yöntemi tanıtan bir firma ya da yeni bir süreç teknolojisi tanıtımı süreci içerisinde yeni bir organizasyonel yöntemi ilk kez benimseyen bir firma için de geçerlidir.

Ürün ve Süreç İnovasyonlarını Birbirinden Ayırt Etmek

Mallara ilişkin olarak, ürünler ve süreçler arasındaki farklılık nettir. Ancak, hizmetlere ilişkin olarak, çoğu hizmetin üretimi, teslimi ve tüketiminin aynı anda meydana gelebilmesinden ötürü, söz konusu farklılık daha az nettir. Ayırt edici ilkelerden bazıları aşağıdaki gibidir:

Birçok durumda, bir hizmet inovasyonu sadece bir türde olabilir. Örneğin, firmalar, hizmetin sağlanma yöntemini önemli derecede değiştirmeksizin, bir hizmete ilişkin yeni özellikler ya da yeni bir hizmet sunabilir. Benzer şekilde, örneğin, teslimat maliyetlerini düşürmek gibi önemli süreç iyileştirmeleri, müşterilere satılan hizmetin özelliklerinde hiçbir farklılık yaratmayabilir.

Ürün İnovasyonları İle Pazarlama İnovasyonlarını Birbirinden Ayırt Etmek

Ürün ve pazarlama inovasyonlarına ilişkin ana ayırt edici faktör, ürünün işlevleri veya kullanımlarındaki önemli derecede bir değişikliktir. Mevcut ürünlere kıyasla önemli derecede iyileştirilmiş işlevsel özelliklere veya kullanıcı özelliklerine sahip mal veya hizmetler ürün inovasyonlarıdır. Diğer yandan, mevcut bir ürünün tasarımında önemli bir değişikliği kapsayan yeni bir pazarlama konseptinin benimsenmesi, bir pazarlama inovasyonu olup, ürünün işlevsel özellikleri ya da kullanıcı özellikleri önemli derecede değiştirilmediği müddetçe, bir ürün inovasyonu değildir.

Bir örnek olarak, iyileştirilmiş performanslı (nefes alabilir, su sızdırmaz, vb.) yeni kumaşlar kullanılarak üretilen giysiler, ürün inovasyonları olmakla birlikte, yeni bir müşteri grubuna yönelik olarak öngörülen giysiler için ya da ürüne daha yüksek derecede kişiye özellik kazandırmak (dolayısıyla ürünün bir önceki versiyonuna kıyasla daha yüksek kar marjı sağlamak) amacıyla yeni bir şeklin ilk kez piyasaya sürülmesi, bir pazarlama inovasyonudur.

Bazı durumlarda, firmanın mevcut ürünlerde, hem ürünün işlevlerinde ve kullanımlarında hem de ürünün yeni bir pazarlama konseptinin parçası olan biçimi ve görünüşü ya da ambalajlamasında önemli derecede değişiklikleri kapsayan değişiklikler gerçekleştirmesi durumunda, inovasyonlar hem ürün hem de pazarlama inovasyonları olarak değerlendirilebilir.

Hizmet İnovasyonları İle Pazarlama İnovasyonlarını Birbirinden Ayırt Etmek

Hizmet inovasyonları ile pazarlama inovasyonları arasındaki ana ayırt edici faktör, inovasyonun bir pazarlama yöntemi ya da bir hizmet (yani, ürün) içerip içermediğidir. Firmalar genellikle satış / pazarlama yöntemleri ile ürünleri arasında ayrım yapabilecektir.

Buradaki ayrım, firmanın iş konusunun yapısına göre değişebilir. Buna bir örnek, Internet satışlarını kapsayan bir inovasyondur. Mal üreten ve satan bir firma için, elektronik ticaretin ilk kez uygulamaya konulması, ürün konumlandırmasında bir pazarlama inovasyonudur. Elektronik ticaret iş alanındaki firmalar (örnek, "müzayede” firmaları, diğer firmaların kendi ürünlerini satmasına ve reklamını yapmasına olanak tanıyan web sitesi sağlayıcı-ları, seyahat biletleri düzenleyen firmalar, vb.) "satış hizmetleri” sunmaktadır. Bu firmalar için, sahip oldukları web sitesinin özellikleri veya kapasitelerinde önemli bir değişiklik bir ürün (hizmet) inovasyonudur.

Bazı inovasyonlar, hem ürün hem de pazarlama inovasyonudurlar; örneğin, bir firma, hem ürünlerinin pazarlamasının yeni bir yolunu tanıtan (doğrudan satış) hem de müşterilerine ilave hizmetler (örnek, onarım) ile ürün bilgilerini sunan yeni bir satış ve müşteri hizmet operasyonu gerçekleştirebilir.

Süreç ve Pazarlama İnovasyonlarını Birbirinden Ayırt Etmek

Hem süreç hem de pazarlama inovasyonları, bilgi veya mal taşımanın yeni yöntemlerini kapsayabilmekle birlikte, amaçları farklıdır. Süreç inovasyonları, birim maliyetleri düşürmeyi ya da ürün kalitesini artırmayı amaçlayan üretim ve teslimat yöntemleri ile diğer yardımcı destek faaliyetlerini kapsarken, pazarlama inovasyonları, ürün konumlandırma veya itibar kazanmada değişiklikler yoluyla, satış hacmini veya pazar payını artırmayı amaçlamaktadır.

Belirsiz durumlar, yeni satış kanallarının tanıtımını kapsayan pazarlama inovasyonlarında ortaya çıkabilir. Örneğin, yeni bir satış kanalının (yani, mal ve ürünlerin müşterilere satılmasının yeni bir yolu) tanıtımını kapsayan inovasyonlar aynı zamanda yeni lojistik yöntemlerinin (yani, ürünlerin taşınması, depolanması ve idaresi) gerçekleştirilmesini de içerebilir. Bu inovasyonların hem satışları artırması hem de birim dağıtım maliyetlerini azaltması amaçlanıyorsa, bunlar hem süreç hem de pazarlama inovasyonları olarak düşünülmelidir.

Süreç İnovasyonları İle Organizasyonel İnovasyonları Birbirinden Ayırt Etmek

Süreç inovasyonları ile organizasyonel inovasyonları birbirinden ayırt etmek, her iki inovasyon türünün de diğer hususların yanında yeni ve daha verimli üretim, teslimat ve dâhili organizasyon konseptleri yoluyla maliyetleri düşürme girişiminde bulunmasından ötürü, inovasyon taramaları için muhtemelen en sık karşılaşılan belirsizlik durumu örneğidir. Bu sebeple birçok inovasyon her iki inovasyon türünden de boyutlar içermektedir. Örneğin, yeni süreçlerin ortaya konması aynı zamanda, grup çalışması gibi yeni organizasyonel yöntemlerin ilk defa kullanımını da kapsayabilir. Bir toplam kalite yönetim sisteminin ilk kez uygulanması gibi organizasyonel inovasyonlar; belli türdeki kusurlardan sakınmak amacıyla yeni üretim lojistik sistemleri gibi üretim yöntemlerinde önemli iyileşmeleri ve yeni yazılım ile yeni BIT teçhizatına dayalı daha verimli bilgi sistemleri de içerebilir.

Süreç ve/veya organizasyonel inovasyonların birbirinden ayırt edilmesine ilişkin bir başlangıç noktası faaliyetin türüdür: Süreç inovasyonları esas olarak yeni teçhizat, yazılım ve özel teknikler ya da usullerin gerçekleştirilmesi ile ilgilenirken; organizasyonel inovasyonlar esas olarak insanlar ve işin organizasyonu ile ilgilenmektedir. Belirsiz durumlarda bu iki inovasyonu birbirinden ayırt etmeye yönelik ilkeler aşağıdaki gibidir:

Pazarlama İnovasyonları İle Organizasyonel İnovasyonları Birbirinden Ayırt Etmek

Belirsiz durumlar, ilk kez hem pazarlama hem de organizasyonel yöntemlerin tanıtımını kapsayan inovasyonlar durumunda ortaya çıkabilir. Yukarıda belirtildiği üzere, bir inovasyon her iki inovasyon türünün de özelliklerine sahip ise, bu durumda söz konusu inovasyon hem bir pazarlama inovasyonu hem de bir organizasyonel inovasyondur. Ancak, satış faaliyetlerini (örneğin, satışların diğer departmanlarla entegrasyonunu) kapsayan fakat yeni pazarlama yöntemlerinin ortaya konulmasını kapsamayan organizasyonel inovasyon, pazarlama inovasyonları değildir.

İNOVASYON NASIL YAPILIR?

İşletmelerin rekabet avantajlarını koruyabilmeleri için sürekli olarak inovasyon yapmaları gerekir. Bunun için de ürettikleri ürünleri ve sundukları hizmetleri daha iyi, daha yararlı, daha kaliteli ve daha çekici hale getirmenin; yaptıkları işleri daha iyi, daha etkin ve daha verimli yapmanın yollarını ararlar. Müşterilerin değişen ihtiyaçları, yeni müşteri istekleri, teknolojideki gelişmeler gibi pek çok fırsat onların inovasyon fikirleri geliştirmelerini sağlar.

Örneğin, müşterilerin doğal besinlerle sağlıklı beslenmeye yönelik artan ilgilerini farkeden bir firma "Organik Süt” üretmeye başlayabilir. Organik süt, tamamen doğal ve sağlıklı bir ortamda yetişen ineklerden alınır ve yine doğal ve sağlıklı bir süreçten geçirilerek nakledilip işlenir. Sağlıklı ve doğal beslenmek isteyen müşteriler diğer sütler yerine organik süt üreten işletmenin sütlerini tercih ederler. Dolayısıyla bu işletme, müşterilerin değişen ihtiyaçlarına (sağlıklı beslenme) ve yeni müşteri isteklerine (doğal ürünler kullanma) cevap vermiş; bu fırsatları kullanarak inovasyon yapmış olur.

Teknolojideki gelişmelerle yakalanan inovasyon fırsatlarına güzel bir örnek, yukarıda sözü edilen İnternet üzerinden yemek siparişi alan işletmenin faaliyetleri gösterilebilir. Bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri iyi takip eden ve insanların daha fazla İnternet kullanıyor olmalarını fırsat bilen işletme, İnternet üzerinden sipariş verilmesini sağlayan siteyi kurarak bu fırsatı daha önce yakalayıp değerlendirmeyi akıl edemeyenlerin önüne geçer.

Yine teknolojik gelişmelerle yapılan bir inovasyon örneği, nanoteknolojiyi kullanan boyalardır. Günümüzde hızla gelişen ve gelecekte hayatımızda büyük farklar yaratacak olan önemli bir teknoloji olan nanoteknoloji, pek çok alanda çok önemli inovasyonlar için fırsat yaratmaktadır. Nanoteknoloji, tekstil, boya, taş, su arıtma, elektronik, sağlık, otomotiv, bilgisayar teknolojisi ve sanayinin tüm kollarında devrim yaratacak nitelikte bir teknolojidir. Nanoteknoloji sayesinde, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde zor kirlenen kumaşlar, kırılmayan dayanıklı camlar, kolay çizilmeyen otomobiller, buzdolabında bozulmayan ürünler, bakteri üremesini engelleyen ürünler, sıcağı soğuğu geçirmeyen yalıtım malzemeleri, havayı fotosentez yapan nano partikülleri geliştirilmiş ve hayata geçirilmiştir. Ülkemizde de nanoteknolojinin kullanılmasıyla geliştirilen boyalar rakiplerine göre önemli rekabet avantajı kazanmış durumdadır.

İnovasyon, sürekliliği olan ve her aşamasında geri beslemelerin olduğu bir süreçtir. İnovasyon döngüsü olarak adlandırılan bu süreç, aşağıdaki adımlardan oluştur:

inovasyon döngüsü

Fırsatların Yakalanması

Bir işletmenin potansiyel inovasyon fikirleri için sürekli olarak fırsatları belirlemesi ve değerlendirmesi gerekir. Bu fırsatlar, işletmedeki çalışanların inovasyon fikirlerinden, müşterilerin değişen gereksinimlerinden, rakiplerin çalışmalarından, yeni geliştirilen teknolojilerden veya tedarikçilerden kaynaklanıyor olabilir. Ya da yurtiçinde veya dışında herhangi bir kuruluş veya kişi tarafından yapılan bir araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmasının sonuçları veya yeni bir düzenlemeye, kanuna ya da standarda uyma zorunluluğu inovasyon fırsatlarını doğurabilir. Rekabet gücünü kaybetmek istemeyen bir işletmenin bu tür sinyalleri zaman kaybetmeden yakalayabiliyor olması gerekir.

Stratejik Seçimin Yapılması

İnovasyon faaliyetine başlamak amacıyla kaynak ayırmadan önce yakalanan fırsatlar arasından stratejik açıdan en önemli olanın seçilmesi gerekir. Bu seçimde göz önünde bulundurulacak etkenlerin başında müşterilerin gereksinimleri ve istekleri gelir. İnovasyon için ayrılmış geniş kaynakları olan büyük şirketler bile tüm fırsatları değerlendiremezler. Asıl başarı, en büyük rekabet avantajını sunan fırsatı seçip inovasyona dönüştürebilmektir.

Gerekli Bilginin Edinilmesi

İşletmeye rekabet gücü kazandırmada en yüksek potansiyele sahip inovasyon fikrini hayata geçirmeye başlamadan önce ihtiyaç duyulan kaynakların ayrılması gerekir. Bu amaçla, öncelikle ürün, hizmet veya sürecin geliştirilebilmesi için gerekli bilgiler bir araya getirilmelidir. Yazılı olan bilginin yanında yazılı olmayan bilgiye erişmek de büyük önem taşır. İnovasyon faaliyetinin yürütüleceği konuda yetkin, yerli veya yabancı bir uzmanı işe almak veya danışman olarak çalıştırmak, yurtiçindeki veya yurtdışındaki üniversite veya Ar-Ge kurumlarından hizmet almak, yazılı olmayan bilgiye ulaşmanın yolları arasındadır. Hangi yol seçilirse seçilsin, edinilen bilgilerin işletme tarafından özümsenmesi ve mümkün olduğunca yazılı hale getirilmesi işletmenin yetkinliğinin ve rekabet avantajının sürdürülmesi açısından önemlidir.

Çözümün Geliştirilmesi Ve Ticarileştirme

İnovasyon için gerekli bilgi ve bilgi kaynakları bir araya getirilip inovasyon projesi tanımlandıktan sonra sıra uygulamaya gelir. Bu aşamada ürün, hizmet veya süreç son halini alana kadar çalışmalar sürdürülür. Pazardan sürekli olarak alınan bilgilerle desteklenen geliştirme çalışmaları, ürünün, hizmetin pazarlanması veya sürecin ticari kullanımı ile devam eder.

Öğrenme

Bu aşama, diğer tüm aşamalardaki başarı ve başarısızlıkların değerlendirilmesine, gerekli bilgilerin üretilmesine ve bunların inovasyon sürecini daha iyi yönetmede kullanılmasına olanak sağlar. Öğrenmenin etkisi diğer tüm aşamalara yansıdığından inovasyonun sürekliliği, dolayısıyla işletmenin rekabet gücünün sürekliliği açısından büyük önem taşır.

İNOVASYON İÇİN GEREKEN KÜLTÜR VE ANLAYIŞ

İnovasyon, farklı bir kültür ve anlayış gerektirir. Bu farklı kültür ve anlayış, geniş bir vizyona sahip, değişime ve gelişmeye açık bireylerle oluşturabilir.

Farklı Görmek

İnovasyon, farklılaştırmaktır. Farklılaştırmak için farklı görmeyi öğrenmek gerekir. "Farklı görmek” dünyaya, yapılana ve yapılacak işe bakışı sorgulamayı öğrenmektir. Önemli inovasyon fırsatlarını yakalamak ve tehditleri fırsata dönüştürmek farklı görmekle mümkündür.

Risk Almak

Tanımı gereği inovasyon, yeniliklere ve değişime açık olmayı, farklılıkları tercih etmeyi ve doğal olarak risk almayı gerektirir. Başarılar kadar, belirsizliğin getirdiği başarısızlıklar da inovasyon sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle, inovasyon yapacak bireylerin risk almaya hazır olmaları ve öğrenmek ve gelişmek için başarısızlığı bir fırsat olarak görmeleri gerekir. Ancak bunu yaparken, gereksiz risklerin alınmaması ve riskin yönetilmesi büyük önem taşır. Belirsizliklerin, risk yönetimindeki yetersizliklerden kaynaklanmamasına dikkat edilmelidir.

Yaratıcılık

İnovasyon fikirle başlar; bunun için mümkün olduğunca çok fikir üretilmesini sağlamak gerekir. Yaratıcılık, fikir üretim becerisiyle desteklenmeli ve farklı kavramlar arasında bağlantı kurulmasını sağlanmak için eğitim ve çalışmayla güçlendirilmelidir. Yaratıcılık ve fikir üretme, her bireyin görevi olmalıdır. Yaratıcılığı teşvik etmek için hiçbir zaman hiçbir fikir eleştirilmemeli, yüksek düzeyde yaratıcılığı destekleyen bir ortam oluşturulmalıdır.

Müşterinin Değerini Bilmek

Tüm inovasyonların asıl hedefi müşteri için değer yaratmak olmalıdır. Müşteri odaklılık, yani müşterilerle sürekli etkileşim halinde olmak ve onların gereksinimlerini anlamak, inovasyon fikirlerinin doğması ve gerçekleştirilmesi için en etkili yoldur.

Sorgulamak

İnovasyon fikirlerinin çoğu merakla doğar. Bu nedenle bireylerin sorgulama alışkanlığının gelişmesi sağlanmalıdır. "Neden?”, "Nasıl?” "Neden olmasın?”, "Neyi daha iyi yapabiliriz?” ve "Nasıl daha iyi yapabiliriz?” gibi sorular herkes tarafından ne kadar çok sorulursa bu sorulara verilen yanıtlarla organizasyon, ürünler ve hizmetler o oranda farklılaşır ve değişir.

Başarısızlığı Hoş Görmek

İnovasyon, risk almayı da beraberinde getirdiği için bazı durumlarda başarısızlık kaçınılmaz olabilir. İnovasyon sürecinde de hata yapmamak mümkün değildir. Tüm bireylerin inovasyon fikirleri geliştirip inovasyon sürecine dahil olduğu bir ortam yaratabilmek için hataları cezalandırmayan bir kurumsal kültür geliştirilmelidir.

İletişim

İnovasyonda başarılı olabilmek için açık bir iletişim, bilgi, deneyim ve fikir paylaşım ortamının oluşturulması gerekir. İnovasyon sürecinde yaşanan başarısızlıkların çoğu yetersiz iletişim sonucu ortaya çıkar. Bu nedenle, anlaşmazlıkların çözümünü, iletişimin açıklığını ve sürekliliğini sağlayan mekanizmalar geliştirip uygulanmalıdır.

İşbirliği

İnovasyon fikirleri genelde tek bir kişiden çıkar ama değerlendirmek ve gerçekleştirmek için pek çok kişiye gereksinim vardır. Dolayısıyla da inovasyon, ekip çalışması gerektirir. Bireyler arasında etkileşimi kısıtlayıcı yaklaşımlar ve sadece kişisel çabaları ödüllendiren teşvik sistemleri bu işbirliğini, dolayısıyla inovasyonu baltalar.

Ağlar ve İlişkiler

İnovasyon, güçlü ağların ve ilişkilerin varlığını gerektirir. Ne kadar çok kişi ve kuruluşla temas halinde olunursa inovasyon fikirlerinin doğması ve gelişmesi o kadar yüksek bir olasılıktır.

Öğrenme ve Bilgi Yönetimi

İnovasyon döngüsünün en önemli adımlarından biri olan öğrenmenin gerçekleşebilmesi ve inovasyonun en değerli kaynağı olan bilginin başarıyla yönetilebilmesi çok önemlidir. Bu nedenle, kişisel olarak öğrenilenleri kurumlara maletmeyi sağlayan bir süreç, yapı ve kültür geliştirilmelidir. Ayrıca bilgi yönetimine önem vermeli ve bilgi yönetim tekniklerinin öğrenilerek uygulanması sağlanmalıdır.

İNOVASYON FİNANSMANI

Finansman açısından bakıldığında, inovasyon aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:

Bilimsel-Teknolojik İnovasyon:

Daha çok bilimsel araştırmalar ile ulaşılabilen teknoloji platformu gibi evrensel inovasyon içeren çalışmalar. Genel olarak bilimsel makale ve patent ile sonuçlanması beklenen çalışmalar. Bu çalışmalar, genel olarak TÜBİTAK, DPT ve AB Çerçeve Programlarına uygun olabilir.

Endüstriyel İnovasyon

Daha çok tasarım, ürün geliştirme, süreç geliştirme tipi işletme içi faaliyetler. Bu çalışmaların sonunda, faydalı model, patent ve ilgili olabilecek diğer fikri mülkiyet haklarını koruyucu belge(ler) alınması beklenebilir. Bu çalışmalar genel olarak TÜBİTAK, TEYDEB, TTGV desteklerine uygun olabilir.

Teknolojik Girişimcilik

Daha çok yeni kurulacak teknoloji ağırlıklı işler için gerekli sermayenin bulunması konusudur. Burada mikro sermaye, iş melekleri ve çekirdek sermaye gerekmektedir.

Teknolojik Yeni İş Geliştirme

Kurulu ve çalışır durumdaki teknoloji ağırlıklı bir şirketin yeni bir projeyi gerçekleştirerek büyümesi için gerekli sermaye için daha çok Girişim Sermayesi gerekmektedir.

Genel olarak firmalarımızda, teknoloji yönetim kültürünün olmadığı, inovasyonu destekleyen mevcut mekanizmaların bir farkındalık yaratmada ciddi katkıları olduğu (eski adıyla TIDEB 10 yılda 1594 firmayı 660 Milyon ABD doları ile desteklemiştir) ancak mevcut araçların kapsamlarının genişletilerek zenginleştirilmelerinin gerekliliği görülmektedir.

Girişimcilik sürecinin sonunda yüksek katma değerli mal ve hizmetlerin doğabilmesi ve bu sürecin sürdürülebilirliği ancak teknolojik inovasyona dayalı rekabet edebilirlik ile olasıdır. Ayrıca Türkiye'nin bilgi ve beceri birikimi olan alanlar göz önüne alınarak, küçük desteklerle pazara taşınabilecek prototiplerin ortaya çıkartılabilmesi ve ticari bir katma değer kazandırabilmesi de mümkündür. Bu nedenlerle inovatif girişimci tanımının finansör tarafından kararlaştırılması yerinde olacaktır.

Zincirin Tamamlanması

Araştırması tamamlanmış bir fikrin uygulamaya geçirilmesi aşamasını çok basamaklı bir süreç olarak düşünmek gerekir. Farklı aşamalarda farklı tip desteklere gereksinim duyulacaktır. Inovasyonu destekleyen özel finans kuruluşlarının başında risk sermaye kuruluşları gelmektedir. Risk sermayesi aslında düşünüldüğü gibi rahatlıkla organize edilen bir yapı değildir.  Bu nedenledir ki her ülke risk sermayesi konusunda oldukça dikkatli olmakta ve bu durum risk sermayelerinin gelişmesini oldukça uzun vadeye yaymaktadır. Ancak, risk sermayesine gelmeden inovatif fikrin pilot çapta denenmesi ve sanayi ölçeğinde uygulanabilirliğinin ispatı da finansman gerektirir. Bir projenin araştırma aşamasının tamamlanmasının ardından ölçek büyütülerek sanayiye aktarılması sırasında ise yatırımcı desteklerine gereksinim vardır.

Bunun için, üretilen projelerin öncelikle eksiksiz fizibilitesinin yapılması, iş planlarının hazırlanması ve projenin yatırımcılara tanıtımı için iyi bir ortamın yaratılması gerekir. Mevcut Düzenin İyileştirilmesi ve Yeni Mekanizmalar Geliştirilmesi Ülkemizde bugün tekno-girişimciler için var olan finansman seçenekleri,

Diğer kamu fonları (DPT, TÜBİTAK Araştırma projeleri, DTM kaynakları v.b) ile sınırlıdır. Kamu araştırma fonları hariç tüm bu desteklerden yararlanılabilmesi için tekno-girişimcilerin şirketleşmiş olmaları gerekmektedir. Kamu araştırma fonları ise ürüne dönüşme sürecini desteklemedikleri gibi fikri mülkiyet hakları açısından girişimciyi koruyacak bir düzenleme yapmaktan uzaktır. Buna ek olarak sağlanan pek çok destek için teminat istenmekte ve kurulan Kredi Garanti Fonu'nun daha yaygın çalışması için tedbirler alınmalıdır.

KAMUDA İNOVASYON

Kamu kesimi izleyeceği politikalar ile özel kesimde, yeniliği özendirme ya da köreltme etkisi yaratabilme gücüne sahiptir. Bir ekonomi kamu ve özel kesim olarak ikiye ayrıldığında kamu kesimi kendi üretim faaliyetini yaparken toplumsal gereksinimleri daha iyi karşılamak (yeni mal ve hizmetler sunmak, etkinliği artırmak, kamu hizmetlerinin daha denkser (egalitarian-eşitlikçi) bir toplum oluşturma amacına yönelmesini sağlamak için İnovasyon yapmaya açık olması,

Kamu çalışanlarının bu yetkinliğe sahip olmasına dikkat etmesi ve Kamu yönetiminde inovasyonu özendirici bir yapının benimsemesi gerekir.

Kamu kesiminde inovasyon konusunun ne kadar yaygın bir alanı kapsadığına dikkati çekmek için aşağıdaki iki farklı nitelikte örnek bir fikir verilebilir:

  • İsveç Hava Kuvvetleri, 1967'de Arap-İsrail savaşındakine benzer bir baskınla uçaklarının işe yaramaz hale gelmemesi için savaş uçaklarını şehirlerarası ana yollara dağıtma yoluna gitmiştir. Bunun sonucu olarak ülkede çok sayıda askeri hava alanı yapılması gereği ortadan kalkmıştır. Öte yandan da, şehirlerarası yollardan kalkabilecek biçimde uçakların tasarımı gerektiğinden İsveç'in Saab firması kısa mesafede iniş-kalkış yapabilen savaş uçaklarını geliştirme yoluna gitmiştir.

  • ABD yönetimi, vergi formlarını bilgisayarda işlenebilir hale getirmiş, mükelleften bazı temel bilgileri doldurması durumunda kalan hesapları yapabilen formlar geliştirmiştir. Böylece pek çok vergi mükellefini sıkıntıdan kurtarmış, bu formları da vergi beyanı kabul ederek, posta masrafı, yığılma vs. gibi yükleri düşürmüştür.
  • Kamu kesiminin inovasyon bağlamında özel kesim üzerinde yapacağı etki iki başlık altında incelenebilir: Bunlardan ilki özel kesimin inovasyon yapmasını teşvik edecek, inovasyonla rekabet gücü kazanacaklarına dair gereksinimi anımsatacak koşulları sağlamak; ikincisi ise özel kesimi inovasyon yapmaya özendirmektir. Bunlar sırasıyla zorunlu ve yeterli koşullar olarak düşünülebilir. Bu koşulun sağlanması özel kesim için olduğu kadar kamu kesimi için de önem taşımaktadır. Özel kesimde bu koşulun sağlanmasına kamu kesimin katkısının ne olabileceği açısından bakıldığında temel nokta ekonomide rekabet koşullarının yaratılması biçiminde ortaya çıkmaktadır. Özel kesimdeki karar alıcıların yurt içinde ve/veya dışında kendileri ile etkin bir biçimde yarışan rakipleri olduğunun bilinci ile hareket etmeleri sağlanmalıdır. Rekabeti engelleyici düzenlemelerin (koruma, kamu desteği vs.) olmaması karar alıcıları, rakipleri ile yarışabilmek için arayışlara yöneltecektir.

    Türkiye'de rekabetçi ortamın oluşturulması için rekabet hukukunu çağdaşlaştıracak düzenlemeler yapılmakla birlikte, devlet yardımları izleme ve denetleme otoritesinin bir an önce kurulması, Türkiye'de uygulanan teşviklerin etkinlik değerlendirmesi için elzem görülmektedir.

    Kamu kesiminin önemli bir başka rolü de bir yeniliğin yayılmasının sağlanmasında ortaya çıkmaktadır. İnovasyon yaratmanın temel güdüsü, bu yolla edinilen tekelci konumun avantajından (tekelci rantı) yararlanmaktır. Ancak, toplumsal açıdan yararlı olan da, bu yeniliğin diğer üreticiler tarafından benimsenmesi, böylece rekabetin tekelci rantının ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla inovasyonun ortaya çıkarılması için tekelci rantın yaratılması, toplumun inovasyondan azami ölçüde yararlanabilmesi için ise bu inovasyonun yayılmasının sağlanması gerekmektedir. Bu iki amaç arasında bir ödünleşim olduğu açıktır. Kamu kesiminin yapacağı düzenlemeler, dengenin toplumsal açıdan uygun bir yerde kurulması için büyük önem taşımakta, dengenin sağlanabilmesi için ise bir ulusal inovasyon politikasına duyulan ihtiyacı gündeme taşımaktadır.

    Üniversite-Sanayi İşbirliğinin Bölgesel İnovasyon Sistemi Çerçevesi

    Bir ekonominin inovasyon performansı firma, araştırma kurumu, üniversite gibi kuruluşların bireysel performansları yanında, bunların bilgi yaratan ve kullanan kolektif bir sistemin elemanları olarak karşılıklı etkileşmelerine ve değerler, normlar, yasal düzenlemeler gibi sosyal kurumlarla olan ilgilerine bağlı olmaktadır. Bu nedenle, üniversite-sanayi işbirliğinin başarılı ilişkileri etkin inovasyon sistemleri içinde gömülüdürler.

    Üretimin bütün yönleri ile giderek daha fazla bilim/bilgi-tabanlı olması sonucu gelişen araştırma altyapısı, yüksek nitelikli işgücü ve inovasyon kültürü doğal kaynaklardan daha önemli bir konuma geçmektedir. Bu durum yenilikçi firmalar için destekleyici bir çevrenin oluşturulması gerektiğine işaret etmektedir. Firmalar için çekici olabilmek amacıyla bölgeler firmaların inovasyon stratejilerini destekleyici yapılanmalara gitmektedirler. Bu bağlamda bölgelerin giderek daha fazla doğal ekonomik alanlara dönüştüğü gözlenmektedir. Bölgelerin özellikle yenilikçi firmaları desteklemek için uygun yapılar oluşturduğunda anlamlı ekonomik çıkar topluluklarını temsil edebildikleri, gerçek ekonomik faaliyet akışlarını tanımlayabildikleri ve ekonomik aktörler arasındaki gerçek bağ ve sinerji avantajından yararlanabildikleri görülmektedir.

    İnovasyon Sistemi

    İnovasyon sistemi etkileşimli inovasyon süreçlerinin ve ilişkilerinin sistemik doğasını temsil eden bir çerçevedir. Bu çerçevenin ana teması ise, yörelerin (ulusal, bölgesel veya yerel) ekonomik performansının ticari kesim aktörlerinin performansları yanında onların hem kendi aralarındaki, hem de ilgili ve tamamlayıcı diğer aktörlerle olan etkileşmelerine bağlı olduğudur. Burada, bilgi üretiminin, difüzyonunun ve öğrenilmesinin taşıyıcı unsurları olan kuruluşlar arası ilişkiler, inovasyon yapanların yararlandığı kurumsal düzenlemeler, paylaşılmış bir bilgi altyapısı, inovasyon faaliyetlerinin sistemleşmesine katkıda bulunan önemli etmenlerdir. İzlenen yaklaşımda inovasyon faaliyeti ile bilgi üretimi ve difüzyonu çerçevenin merkezinde yer alır. Bu nedenle, inovasyon faaliyeti, bilgi üretimi, kurumsal yapıya bağlı olarak işleyen etkileşimli (sosyal) ve birikimli süreçler üniversitenin inovasyon sistemi içindeki konumunu da önemli ölçüde belirlemektedir. Üniversite bilgisini akademik ve profesyonel yetenekler/yeterlikler şeklinde taşıyıp yayan üniversite çıktıları inovasyon faaliyetlerinin birincil girdileri arasında sayılırken, barındırdığı bilgi süreçleri ve bunları paylaştığı üniversite-sanayi ilişkileri ile üniversite inovasyon sisteminin asli unsurları arasına girmiştir.

    İnovasyon sistemi, yeni ve ekonomik olarak yararlı bilginin üretimi ve difüzyonu sırasında etkileşen firmalarla diğer organizasyonların ve enstitülerin yer aldığı bir aktör kümesini içerir. Benzer özellikler ve ilişkileri yöneten kurumlar açısından dört ana grubu tanımlamak mümkündür

    1. İmalat sektörü: İmalat firmaları ile bunların Ar-Ge birimlerinden oluşur.
    2. Bilim ve teknoloji sektörü: Eğitim ve araştırma bileşenlerinden oluşur.
    3. İnovasyon destek birimleri (hizmetler sektörü): Firmalara yeni ürün ve proses geliştirmeleri için finansal destek, teknik danışmanlık, fiziksel destek (ekipman, yazılım, ölçme-analiz tesisleri vb.), yeni teknoloji veya prosedürler için pazarlama veya yetiştirme destekleri sağlayan kuruluşlardan oluşur.
    4. Kurumsal sektör: Sistem aktörleri arasındaki ilişkileri düzenleyen, onların inovasyon kapasitelerini artıran, işbirliği ve çatışma süreçlerini yöneten formel kurumlar (meslek kuruluşları, yasal ve düzenleyici çerçeveler vb.) ve enformel kurumlar (davranışları yönlendiren ve beklentileri şekillendiren kurallar, konvansiyonlar ve normlar) yer alır.

    İlişkiler

    İnovasyon değişik aktörlerin etkileştiği süreçleri içerdiğinden bir firmanın inovasyon kapasitesi kurduğu işbirliği ve Ar-Ge ilişkilerine göre belirlenir. Bu nedenle, inovasyon işbirliklerinin araştırılmasında tarafların karşılıklı taahhüdünü yansıtan ilişkiler temel analiz birimi olarak ele alınabilir. Bu ilişkiler, maddi (malzemeler) ve maddi olmayan (bilgi, yetenek) akımların sürekli etkileşimin yer aldığı mübadelelerden doğarlar. Bu tür işlemler sonucunda, karşılıklı uyumun sağlanması, güven ve sosyal sermayenin geliştirilmesi, işbirliği koşullarının yerleştirilmesi, ortak faaliyetin rutinleşmesi gibi ekonomik performans açısından önemli süreçleri ortaya çıkar. İşbirliği üç katmanda ilişki geliştirir:

    1. Kaynaklar arasındaki bağlantılar: Taraflar birbirlerinin kaynakları hakkında bilgi edinirler.
    2. Aktörler arasındaki bağlar: Taraflar etkileşim sonucu kimliklerini ve taahhütlerini ortaya çıkarırlar. Kuruluşlar arasındaki bağlar, teknolojik bağlar (teknoloji transferi), işbölümü koordinasyonuna ilişkin bağlar, bilgiye ilişkin bağlar (bilgi değişimi), sosyal bağlar (bireyler arasında sosyalleşme), ekonomik bağlar (yatırım, kredi, risk paylaşımı vb.), yasal bağlar (formel sözleşmeler) olarak sınıflandırılabilir.
    3. Faaliyetler arasındaki eklemlenmeler: Faaliyetlerin koordinasyonu sonucu kaynakların verimli kullanımı sağlanır ve faaliyet kalıpları ortaya çıkar.

    Eğitim verme, açık bilgi kaynakları oluşturma, problem çözme ve inovasyon sistemi faaliyetleri gibi ana gruplarda toplanabilen üniversite-sanayi ilişkilerinin inovasyona yaptıkları katkıların ölçülmesi, inovasyon yeteneklerinin kuruluş, ağyapı ve inovasyon sistemi düzeyinde daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu bağlamda, kuruluş ve ağyapı "ilişki portföyleri” stratejik kaynaklar olarak, iç organizasyonun dış ilişkilerin başarısını doğrudan etkilediği göz önünde tutularak, kuruluş içi ve dışı işbirlikleri tamamlayıcı öğeler olarak değerlendirilmelidir.

    Üniversite-sanayi alış verişini taşıyan ilişki tabanı aşağıda olduğu gibi sınıflandırılabilir.

    1. Bilginin yayınım süreçleri içinde etkileşim,
    2. Mesleki organizasyonlara ve ağyapılara katılım,
    3. Kuruluşlar arası uzman hareketliliği,
    4. Enformal ilişkiler ve ağyapılar,
    5. Ar-Ge işbirlikleri,
    6. Ortak tesis kullanımı,
    7. Eğitim işbirlikleri,
    8. Sözleşmeli araştırma ve danışmanlık hizmeti,
    9. Fikri mülkiyet hakları,
    10. Üniversite çıkışlı firmalar (spin-off) ve çift taraflı girişimcilik mekanizmaları.

    Üniversite-Sanayi İnovasyon Ağyapıları

    Ağyapılar aktörlerin, kaynakların ve faaliyetlerin bir arada toplandığı sistemlerdir. Ağyapıların varlığı ticari işlem maliyetlerinin azaltılmasından çok tarafların stratejik çıkarlarına uygun teknolojik ve diğer tamamlayıcı unsurların (kaynakların ve yeteneklerin) sağladığı sinerjik etkilerle açıklanır.

    Kuruluşların planlı biçimde desteklendiği etkileşimli bir yönetişim modeli olan ağyapı içinde, özellikle değer zincirinin aynı aşamasında yer alıp benzer yetenekleri ve becerileri birleştiren kuruluşlar arasındaki "yatay işbirlikleri” önem kazanmaktadır. Aslında rakip olabilen bu kuruluşlar, ağyapı dışındaki rakiplerine stratejik üstünlük sağlamak amacıyla aralarındaki "esnek bağların gücü” sayesinde etkileşimin, öğrenmenin ve inovasyonun uygun koşullarını sağlarlar. İnovasyon amacıyla işbirliğine giden aktörlerin olası bir inovasyonu müzakere etmek, inovasyon faaliyetinin koşullarını belirlemek ve inovasyonu gerçekleştirmek amacıyla geliştirdikleri inovasyon ağyapısı, kuruluşlar-arası öğrenmeyi destekleyen önemli bir koordinasyon aracı, karmaşık yeni teknolojilere egemen olmak için gerekli tamamlayıcı unsurları barındıran işbirliği çevresi, değişik yetenekleri tümleştirerek sinerjilerin oluşmasını sağlayan bir ortam bağlamında etkin olmaktadır.

    Kuruluşların planlı biçimde desteklendiği etkileşimli bir yönetişim modeli olan ağyapı içinde, özellikle değer zincirinin aynı aşamasında yer alıp benzer yetenekleri ve becerileri birleştiren kuruluşlar arasındaki "yatay işbirlikleri” önem kazanmaktadır. Aslında rakip olabilen bu kuruluşlar, ağyapı dışındaki rakiplerine stratejik üstünlük sağlamak amacıyla aralarındaki "esnek bağların gücü” sayesinde etkileşimin, öğrenmenin ve inovasyonun uygun koşullarını sağlarlar. İnovasyon amacıyla işbirliğine giden aktörlerin olası bir inovasyonu müzakere etmek, inovasyon faaliyetinin koşullarını belirlemek ve inovasyonu gerçekleştirmek amacıyla geliştirdikleri inovasyon ağyapısı, kuruluşlar-arası öğrenmeyi destekleyen önemli bir koordinasyon aracı, karmaşık yeni teknolojilere egemen olmak için gerekli tamamlayıcı unsurları barındıran işbirliği çevresi, değişik yetenekleri tümleştirerek sinerjilerin oluşmasını sağlayan bir ortam bağlamında etkin olmaktadır. Üniversite ile kurulan ilişkiler, firmalara teknolojik değişiklikleri izleme ve inovasyon yeteneklerini güçlendirme olanağını vererek rekabetçiliklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Üniversiteler ise yeni kaynaklara, teknik bilgiye, sınai uygulama fırsatlarına erişerek bilgi transferlerini düzenlerler. Üniversite-sanayi işbirliğinin önüne doğal olarak çıkan engellerin aşılmasında taraflar bazı kurumsal adaptasyonlar geliştirmektedir.

    Firmanın üniversite gibi davranması: Firma Ar-Ge faaliyeti yoğunluğu firmaların üniversitelerle ilişki kurma eğilimlerini artırmaktadır. Böyle firmalar, ürettikleri veya başkalarından sağladıkları bilgiyi içselleştirdikleri etkin soğurma kapasitelerine ve organizasyonel öğrenme süreçlerine sahiptirler.

    Üniversitenin firma gibi davranması: Sanayi ile ilişki, üniversitenin bir takım kaynaklarını bu ilişkilere tahsis ettiği ve firmalarla arasında yeni köprüler kurduğu yapısal değişiklikleri gerektirir. Köprü görevi gören üniversite kurumlarının önemli bir misyonu, firmalarla üniversite arasındaki fiziksel, kültürel ve kurumsal yakınlığı sağlamaktır. Bu nedenle geleneksel üniversite geleneğinin dışına taşan bir özerkliğe ve operasyon serbestliğine sahip olmalıdırlar.

    Üniversite-sanayi ortaklıkları: Taraflar, etkin ve sürdürülebilir bir işbirliği için değişik ortaklık modelleri geliştirebilirler (araştırma merkezleri, stratejik araştırma ittifakları, teknoloji merkezleri, teknoparklar, ağyapılar vb.).

    Bölgesel siyasa yapıcıları, inovasyon ve bilgi üreten, üretilen bilgiyi kullanan kuruluşlar arasındaki etkileşim yoğunluğunu artırmak ve inovasyon ağyapılaşmasını desteklemek amacıyla birçok yerel araç geliştirmiştir.

    Emlak tabanlı projeler: Ağyapılaşmayı, teknoloji geliştirmeyi ve transferi kolaylamak amacıyla tasarlanan ortak yerleşim alanları (ticari kuruluşların ve üniversitenin bilimsel araştırma yaptığı bilim parkları (araştırma parkları, teknoparklar), teknoloji tabanlı araştırma ve ticaret kuruluşlarının yoğunlaştığı teknopoller (teknoloji bölgeleri, teknoloji kentleri) ve diğer sınai alanlar

    Kümeleşme politikaları: Küme içi işbirliğini ve ortak girişimleri kurmak amacıyla firma gruplarını kolektif servisler ve diğer önlemlerle destekleyen girişimler

    Araştırma-sanayi eklemlenmesi: Bilgi üreticilerinin kullanıcıya bağlanması; teknoloji ve inovasyon yayımı sistemleri; teknik servisler, bilim ve teknoloji parkları, teknik eğitim kurumları vb. dâhil inovasyonun ticarileştirilmesi.

    Sosyal Ağyapılar

    Firma sınai davranışının ve rekabetçiliğinin temelde inovasyon tarafından güdülenmesine karşın firmalar kendiliklerinden yenilik yeteneklerine sahip olmazlar. Yenilik faaliyeti firma ile çevresi arasında etkileşimli bir öğrenme süreci olarak evrilir. İnovasyon faaliyetinin bu sosyal boyutu inovasyon sisteminin bir sosyal sistem olarak algılanmasını gerektirir. Kısaca, inovasyonların ekonomik aktörler arasındaki etkileşmelerin bir sonucudur.

    Sosyal ağyapı kuramı, geleneksel sosyoloji yaklaşımlarından farklı olarak bireylerin özelliklerinden çok onların arasındaki ilişkilerin özelliklerine odaklanır, bireysel etkinliği tek bireysel nitelikler yerine haklı olarak ilişkilerin oluşturduğu ağyapının niteliğinde arar. Bu bağlamda, sosyal ağyapılar kuruluşların birbirleriyle etkileşmelerini, yöneticiler veya çalışanlar arasındaki bağları, etkileşerek öğrenmeye neden olan ilişkileri incelemeye aracılık ederek kuruluşların kolay gözlenemeyen durumlara ait önemli bilgilere erişmelerini, rekabet veya işbirliği stratejileri geliştirmelerini, çevre ile uyumlu siyasa kararlarını almalarını kolaylar. Bölgesel sistemler açısından sosyal ağyapılaşma, bireysel ve güvene dayalı ilişkilerin bölgede yenilikçi kuruluşlarının bölgesel kalkınmaya yaptıkları katkıdaki rolünü vurgulayan süreçtir. Bölge rekabetçiliğinin, yerel girişimcilik, özel ve kamusal bölge aktörleri arasındaki etkileşim ve işbirliği, uzmanlaşmış işgücü gibi yerel üretim sistemi öğeleri çerçevesinde ele alınmasına yardımcı olur. Her hangi iki bireyi birbirine bağlamak için aralarında gereken sosyal tanışıklık zinciri, "dünya küçüktür” deyişinden de anlaşılacağı gibi beklenenden çok daha kısadır. Bu olgunun açıklaması ile ilgili önemli ipuçları "küçük dünyalar” modellerinde bulunmaktadır. (Öncü bir çalışmada, eğer iki ABD vatandaşı bağlantılı ise bu bağlantı için her hangi bir zamanda ortalama 6 sosyal tanış aracılığının yeterli olduğu gösterilmiştir. Başka bir küçük dünya olayı da postacının eksik adres bilgisine rağmen alıcıyı beklenenden çok daha kısa zamanda bulmasıdır. Deneylere göre, iki internet kullanıcısını bağlamak için yeterli ayrılık derecesi ise 7'dir)

    Bölge

    Bölgelerin rekabet üstünlüğü sağlayabilmeleri için sahip oldukları kurumsal ve yönetsel varlıklarının tamamını harekete geçirmeleri gerekmektedir. Bu amaçla bölgede yer alan firmalar, piyasa, kamu otoriteleri, araştırma ve eğitim kurumları ve sosyal taraflarda inovasyon sisteminin çerçevesini oluşturmak üzere değişim sürecinin nasıl olacağının gösterilmesi gerekmektedir. Bölgesel inovasyon sistemini anlayabilmek için inovasyon sistemi yanında bölge kavramının da analizi önemlidir. Bölgeyi tanımlamada,

    1. Belirli bir boyut,
    2. Kendine özgü ölçütler özelinde homojenlik,
    3. Sınır olduğu alanlardan tanımlı özellikler bağlamında farklılık,
    4. İç bütünsellik

    ölçütleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Belli işlevler açısından bir bütünlüğü olan, kendi başına zenginlik yaratan ve bölgesel siyasalara konu olan coğrafyalar bölgeler olarak görülebilir. (İşlevsel bölge, sınırları coğrafya özelliklerine veya tarihsel olaylara bağlı kalmadan ve sosyal ve ekonomik ilişkilerin organizasyonu sonucunda yörelerin işlevlere göre bölünmesiyle ortaya çıkan yöresel birimdir. Birbirine sınırdaş işlevsel bölgeler ulusal sınırlar içinde kalan ulusal yöreyi tanımlarlar.)

    Bölge ve İnovasyon

    İnovasyon ilişkileri, bir bakıma yenilikçi faaliyetin ve yeteneğin organizasyonuna yönelik yerel bir sistem niteliğine sahiptir. İnovasyon sistemlerinin bölgesel boyutunu araştıran iki ilginç kuramsal yaklaşım bulunmaktadır;

    1. Yakınlık ile bilgi türü arasındaki ilişkiyi esas alan ilk yaklaşımın çıkış noktası, oldukça bireysel ve özgül nitelikteki örtük veya kısmen açık bilginin inovasyon gibi karmaşık süreçleri içeren faaliyetlerde oynadığı temel roldür. Çevreleriyle etkileşen kuruluşlar bazı işlevlerini dışsallaştırmak istediklerinde, eğer bu işlevler inovasyonda olduğu gibi örtük bilgiye dayanıyorsa bu bilginin iletimindeki güçlük yüzünden dış ilişkilerini ancak kısa mesafeler içinde gerçekleştirebilirler. Durağan teknolojiler için açık nitelikte olan bilgi artımsal inovasyona gelindiğinde kısmen örtük hale gelmekte, radikal inovasyon durumunda ise bu örtüklük bilgiye egemen olmaktadır. İnovasyon, bilgiyi formüle eden kodların ve iletişimin esnekleşmesini gerektiren bir değişiklik olduğundan standartlaşmayı bozmakta, yeni teknoloji paradigmalarının yaratıldığı radikal inovasyonda üretici ile kullanıcı arasında standart kriterlerin yerini karşılıklı güven veya ortak anlayış gibi sübjektif unsurlar almaktadır. Özetle, teknolojik inovasyon süreci radikalleştikçe örtük bilgi ve dolayısıyla bilgi iletişimi için mekânsal yakınlığın önemi artmaktadır.
    2. Yerel çevre ile inovasyon arasındaki ilişkiyi araştıran ikinci yaklaşıma göre, inovasyon yapmayan veya artımsal inovasyon yapan kuruluşlar için önemi azalabilen "yerel çevre”, radikal yenilik durumunda inovasyon sürecinin asli bir parçası haline gelmektedir. Olgunluk fazındaki bir teknoloji yörüngesi kapsamında inovasyon yapan kuruluş için yerel çevre, girdilerini sağladığı bir dış hareket noktasından öte fazla bir anlam taşımaz. Ama teknoloji yaratan faaliyetler, yeni bir yerel üretim organizasyonu oluşturmak üzere yerel çevredeki kaynakları yeni kombinasyonlar içinde kullanarak inovasyon yapar. Bu açıdan bakıldığında çevre, tüm bir üretim sistemini (teknoloji, üretim, sermaye ve pazar ilişkileri), bir teknoloji kültürünü ve baş aktörleri bir araya toplamıştır. Çeşitli aktörler arasında durum, sorun ve fırsatlar için kavrayış birliği, girişimcilik ruhu, örgütlenme alışkanlığı, ortak davranış kalıpları, teknolojiyi kullanabilme, pazarı ve nasıl bilgisini kavrayabilme çevre içine gömülü özelliklerdir. İnovasyon, enformasyonun/bilginin kaynaklar (sermaye, beceri, girişimcilik, yaratıcılık vb.) ile teması sonucunda gerçekleşir. Çevre de değişik kaynakların tümleşmesinden oluştuğuna göre inovasyon, gerekli enformasyon ile kaynakların çevre tarafından birleştirilmesi olarak tanımlanabilir. "Yenilikçi çevre”, etkileşme ve kolektif öğrenme aracılığıyla yeni kaynak ve teknoloji kültürü yaratarak yerel üretim sistemini değiştiren "beyin” olarak iş görür. Yenilikçi çevrenin başka bir önemli etkisi de çok işlevli inovasyon ağyapılarının kurulmasına destek olması ve onları bölge ile uyumlu hale getirmesidir.

    Yukarıdaki yaklaşımlardan birincisi inovasyon sistemi içindeki etkileşmeyi öne çıkarırken, ikincisi mekân ile inovasyon arasında kaynaklar tabanında ilişki kurmaktadır. İnovasyon sistemlerinin bölgesel boyutunu yansıtan bazı tanımlanmış faktörler ve araçlar bulunmaktadır.

    İş gücünün yeterliliği, eğitim ve araştırma kurumları, bilgi dışsallıkları (bilgi dolaşımı ve yakınlık nedeniyle öğrenme) ve taşma etkisi gibi bölgesel yeniliğin ön koşulları bakımından bölgelerin farklı olması onların yenilikçilik bakımından da farklı olmalarına neden olmaktadır.

    Katma değer yaratan üretim zinciri içinde birbirine bağımlı firmalar, bilgi üreten kuruluşlar (üniversiteler, araştırma enstitüleri, teknoloji sağlayan firmalar vb.), aracı kurumlar (teknik veya danışmanlık hizmeti sağlayanlar gibi) ve müşterilerden oluşan endüstriyel kümeler çoğunlukla bölgesel ağyapılarına ve özgül inovasyon örneklerine yol açmaktadırlar.

    Aktörler arasında yüz yüze temas ve yerel emek pazarında kişilerin dolaşımına bağlı olarak işlemeleri nedeniyle üniversite-sanayi bağlantılarında olduğu gibi bilgi sağlayıcılarla firmalar arasındaki etkileşme, bilgi taşmaları ve "spin-off”lar genellikle yerel karakterdedir. Belli koşullarda bunlar yüksek teknoloji bölgelerini başlatmaktadır.

    Bölgeler, teknoloji siyasaları ve inovasyon planları yaparak teknoloji transferini ve inovasyonu güçlü biçimde ve bölgesel inovasyon sistemi doğrultusunda desteklemeye başlamışlardır.

    Bir bölgede kolektif öğrenmeye yol açan ekonomik, politik ve kurumsal ilişkiler kümesini temsil eden yenilikçi çevre oluşabilir.

    Bölgesel İnovasyon Sistemi

    Bölgesel öğrenme, bölgesel inovasyon sistemine geçişin ilk adımını oluşturur. Bölgesel aktörler arasında sistemik eklenmelerin, iletişimin ve etkileşerek öğrenmenin yer aldığı bölgeler bölgesel inovasyon sistemi için uygun ortamı yakalamış bölgelerdir. Bölgesel inovasyon sistemi, arz veya talep tarafından güdülenen inovasyon yeteneğinin etkileşimli öğrenme ile birleştirilmesine bağlı olarak gelişir. Kullanıcılar ve üreticiler arasındaki etkileşme ve işbirliği sonucu karşılıklı yarar sağlayan etkileşimli öğrenme, inovasyon süreçlerinin etkileşimli doğasından inovasyon ağyapılarının çıkmasına yardımcı olur. Kuruluşlar, dışarıdan sağlayacakları tamamlayıcı bilgi ve yetkinlik için güvenilir kaynaklar sunan esnek yerel inovasyon ağyapıları içinde, belirsizlik ve risk taşıyan öğrenme ve inovasyon süreçlerini daha iyi yönetme olanağını bulurlar. Son olarak, bölgesel inovasyon sistemleri küresel bilgi akımlarından daha iyi yararlanmaya yardımcı olurlar.

    Bölgesel rekabet üstünlükleri yaratma, kurumsal gelişme, inovasyon yeteneklerini geliştirerek teknolojik değişimden yararlanma ve bölgesel işbirliğini yoğunlaştırma eksenlerinde yürütülen bölgesel kalkınma çabalarının, bölgesel inovasyon sistemi ile desteklenmesi gerekmektedir. Sistem, arz tarafı, talep tarafı ve aracı taraf olmak üzere üç ana grup aktörü içerir.

    1. Arz tarafı: İnovasyon için gerekli bilgiyi yaratanlar (araştırmacılar, üniversiteler vb.).
    2. Talep tarafı: Esas olarak bilimsel ve teknolojik çıktıyı kullananlar (firmalar, inovasyondan yararlanan pazar, vb.).
    3. Aracı tarafı: Arz ve talep tarafları arasında köprü görevi gören aktörler (inovasyon destek kuruluşları, düzenleyici kuruluşlar, finansman kurumları vb.).

    Kamu otoritelerinin bölgesel inovasyon sistemlerinin geliştirilmesi yönünde siyasalar geliştirmeye yönlendiren üç siyasa alanı aşağıda bulunmaktadır:

      1. Bölgesel inovasyon sistemi kavramı, kamu otoritelerinin var olan sanayinin güçlü yönlerine odaklanmalarını ve gelecek için bu güçlü yönler üzerinden strateji geliştirmeleri konusunda yardımcı olur.
      2. Firma yönüyle (örneğin; küresel rekabetçilik ve inovasyon gereksinimi) ve arz yönüyle (örneğin; en geniş anlamı ile inovasyonun desteklenmesi) yapılacak sistemik ve bütünleşik bir analiz tutarlı bir kamu inovasyon stratejisinin tasarımına katkıda bulunur.
      3. Sistem kavramı, hangi siyasa düzeyinde (yerel/bölgesel/ulusal/ulus ötesi) ne tür desteklerin oluşturulacağının ve bölge içi işbirliği olasılıklarının açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olur.

    Güçlü bir inovasyon sisteminde aranan aktör grubu ve bunların sistemik ilişkileri pek çok bölgede tümüyle bulunmayabilir. Bazı ulusal inovasyon sistemlerinde de benzer zayıflıklar görülmektedir. Genel olarak söylenecek olursa, bir bölgesel inovasyon sisteminin, eğitim ve bilgi aktarımını destekleyen süreçler ve siyasalar, inovasyon yönetişimi, yatırım düzeyi ve özellikle Ar-Ge'ye yatırım düzeyi, ağyapılaşma, alt yüklenilicilik, tedarik zincirinin varlığı, müşteriler ve tedarikçiler bağlamında firmaların tipi ve aralarındaki bağlarının ve iletişimin düzeyi boyutlarına sahip olması beklenir.

    Metropoliten İnovasyon Sistemleri

    Ulusal ekonomilerdeki inovasyon ve büyümenin birincil motorunun metropoliten bölgeler olduğu kanısı yaygınlaşmaktadır. Ulusal inovasyon sistemine atfedilen başarıların önemli bir bölümünün metropoliten bölgelerden gelmektedir. Bu yöreler, özel kaynakları yanında kuruluşlara mekansal, teknolojik ve kurumsal yakınlıklar sağlarlar. Metropoliten bölge fırsatları başlıca iki başlıkta toplanabilir.

    Metropoliten inovasyon sistemleri ile ilgili olarak sınırlı sayıda araştırma yapılmıştır. Bu yörelerde, kuruluşların nasıl etkileştikleri ve işbirliği yaptıklarının anlaşılması kentin ekonomik kalkınması ve izlenecek siyasalar açısından büyük önem taşımaktadır. Kuruluşlar arası işbirliğinin kendiliğinden veya uygulanan siyasalara bağlı olarak gerçekleşmesi, kurumsal yapının kuruluş inovasyonuna olan etkisi, değişik yakınlıkların firmalar arası ilişkileri ve özelde inovasyon işbirliğini etkilemesi, ağyapılarının bilgi sızmalarını ve bunların kuruluşlarca özümsenmesine yaptığı katkı gibi temel sorgulamalar kent yönetimlerinin ve karar alıcılarının ihtiyaç duyduğu bilgi kaynaklarıdır.

    Bölgesel İnovasyon Stratejisi

    Firmalar ve bölgeler düzeyinde rekabetçi yapılar oluşturulmasını sağlayan bir bölgesel kalkınma anlayışı, yerel yönetimleri, kamu otoritelerini, özel kuruluşları, araştırma kurumlarını, arayüz kurumlarını ve toplumun ilgili kesimlerinin bir araya getirilmesini gerektirmektedir. Bu amaçla, bölgesel düzeyde yönetim, finans, üretim, ticaret, eğitim ve yapılanma konularını kapsayan ve bölgesel inovasyon sisteminin optimizasyonunu amaçlayan "bölgesel inovasyon stratejisi” çalışmaları yapılmaktadır. Bölgesel inovasyon sisteminin geliştirilmesi yerel yönetimler, kamu ve özel kesim ve arayüz kurumlarının bir araya getirilmesinin özendirilmesine bağlıdır. Ayrıca, yerel yenilikçilik ve teknoloji gereksinimlerinin, yeteneklerinin, birikimlerinin, güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya konduğu bir stratejinin oluşturulmasını gerektirir. Strateji çalışmasından aşağıdaki çıktılar beklenebilir:

    Üniversitenin Rolü

    Üniversitenin geleneksel rolü, araştırma faaliyeti aracılığıyla sınai (imalat, tarım, madencilik vb.) inovasyon için gerekli temel bilimsel bilgiyi sunmak olarak tanımlanır. Bu tanım, üniversitenin bölgesel inovasyon sisteminin aşağıdaki ana elemanları bağlamındaki rollerinin yeniden değerlendirilmeye başlanması sonucu genişlik ve derinlik kazanmaktadır,

    Bölgesel İnovasyon Sistemine Üniversite Katkısı

    İnovasyon sistemleri, bilginin üretilmesi ve yaygınlaştırılması süreçleri ile ticari değer yaratan faaliyetleri bir sistem dahilinde tümleştirerek sanayi, üniversite ve devlet kurumlarının etkinlik alanları arasındaki sınırları daha geçirgen olmaya zorlamaktadır. Üniversite-sanayi-devlet üçlüsünün bir dizi ağyapılar aracılığıyla işbirliğine gittiği "Üçlü Sarmal” modelinde, tarafların gereğinde örtüşebilen rolleri (ve bu arada akademik girişimcilik) değişik kaynak ve sermaye birikimi sağlayan projeler için kilit roldedir Üçlü sarmal modelindeki "bilgi üreticisi üniversite”nin bölgesel inovasyon sisteminin elemanları açısından oynadığı roller aşağıda özetlenmiştir.

    1. Bölgesel yığışım: Yeni firma kurulması, yeni veya mevcut firmaların üniversite çevresinde yerleşmesi sonucu bilginin kapitalizasyonu (sermayeye dönüştürülmesi) ve sermaye birikimi projeleri.
    2. Beşeri sermaye birikimi:
    1. Yönetişim: Zayıf ve güçlü yanları inceleyerek, sanayiyi ve devleti inovasyon stratejisi için bir araya getirerek bilginin kapitalizasyonu ve sermaye birikimi projeleri çevresinde bölgesel inovasyon stratejisinin güdülenmesi,
    2. Kültürel normlar: Bilgi ile ilgili geleneksel üniversite-sanayi-devlet eklemlenmeleri.

    Üniversitenin bölgesel kalkınmadaki rolünün daha da geliştirilmesi ise, bölge odaklı akademik faaliyetin üniversiteyi yerel çevresine daha sıkı bağlamasıyla mümkün olacaktır. Bölgesiyle yakınlaşmış olan üniversite, insan, beceri ve bilgi kaynakları ile bölgesel ağyapılaşmaya ve kurumsal kapasite geliştirmeye giderek daha önemli katkılar yapmaktadır. Bilimsel ve teknolojik rolleri yanında üniversite, bölgenin sosyal ve kültürel tabanına katkı yaparak yönetişimin etkinliğini artırmaktadır. Bölgeye angaje olmuş üniversitenin kalkınma katkısı için uygun bir çerçeve öğrenen ekonomi kavramıdır. Ekonomik başarıyı yeni bilgi ve yetenekleri edinme kapasitesiyle ilişkilendiren bu kavramda, öğrenme yüksek teknoloji sektörleriyle sınırlanmayıp toplumun bütün kesimlerinde yer almaktadır. Öğrenen bölgede;

    Bölgesine angaje olmuş "kalkınmacı üniversite”, bölgesel inovasyon sisteminin elemanları açısından aşağıdaki rollere sahiptir.

    1. Yönetişim: İlgili yapılara kuruluş çalışanlarının katılımı ile bölgesel ağyapılaşmayı ve kurumsal kapasiteyi şekillendirmek; karar almayı ve ulusal-uluslararası-bölgesel aktörler arasındaki ağyapılaşmayı destekleyecek bilgi ve inceleme hizmeti.
    2. Kültürel normlar: Bilgi ile ilgili geleneksel üniversite-sanayi-devlet eklemlenmeleri ve diğer araştırma işbirlikleri.
    Üniversitenin Rolünü Etkileyen Faktörler

    Üniversitenin bölgesel inovasyon sistemi içinde oynadığı rol, üniversite yönetiminin bölgesel kalkınmaya olan bakışından büyük ölçüde etkilenmektedir. Üniversitenin bölgesel inovasyon sistemine katkısını etkileyen bir dizi faktör bulunmaktadır.

    1. Bölgeye angaje olma eğilimi: Üst düzey üniversite yönetiminin bölgeye angaje olma konusundaki adanmışlığı ve bunu gerçekleştirecek mekanizmaların varlığı. Örneğin, üniversite çıktılarının ticarileşmesine ve sanayi ile ilişkiye önem veren kalkınmacı üniversite, bilginin kapitalizasyonunu önemsemeyen üniversiteye kıyasla bölgesel yığışmaya çok daha anlamlı katkı yapmaktadır.
    2. Üniversite-bölge ilişkilerinin geçmişi: Üniversite ile bölgesel aktörler arasındaki tarihi ilişkiler. Örneğin, bölgeye uzun bir geçmişi olan ilişkilerle bağlı üniversiteler bölge dokusuna daha çok "gömülü” olmaktadır.
    3. Bilgi ihtiyacı ile araştırmanın tamamlayıcılığı: Üniversitenin güçlü olduğu araştırma ve uzmanlık alanları ile bölgenin bilgi ihtiyacı arasında gerekli uyumun varlığı. Örneğin, firmalar bilgi için, bölge içinden veya dışından, kendilerine en uygun uzmanlığa sahip üniversiteleri tercih etmektedirler.
    4. Şampiyonlar: Üniversite ve bölge içinden, üniversite-bölge ilişkilerini destekleyen şampiyonların/liderlerin varlığı. Örneğin, gerek firmalardan gerekse üniversiteden deneyimli ve becerikli şampiyonların bölgesel yönetişim çerçevesinde araştırma işbirliğini ve diğer eklemlenmeleri kurup uygulamada önemli rol oynadıkları bilinmektedir.
    5. Bölgesel sanayi tabanı: Bölgedeki sanayilerin ve işletmelerin cinsi, bunların üniversite ile bilgi eklenmesi talebi. Örneğin, sanayi tabanı dış bilgi kaynaklarını ve bilgiye talebi etkileyerek üniversitenin yığışmaya ve beşeri sermaye oluşumuna katkısında belirleyici olmaktadır.
    6. Siyasi ve ekonomik koşullar: Bölgeye yönelik idari siyasalarının ve uygulamaların etkisi, yığışma ekonomilerine üniversitenin yaptığı etki. Örneğin, canlı bir bölge ekonomisinde yeni girişimlere olan ilgi üniversite-sanayi işbirliğine olan talebi de artırır.
    Üniversite Sistemleri ve İnovasyon

    Üniversite sistemleri üniversitelerin inovasyon potansiyelleri üzerinde doğrudan etki yaparlar.

    1. Bilginin mal edilmesi: Üniversite bilgisi üniversite veya çalışanları tarafından ticari mala/yarara nasıl dönüştürülmekte, bilginin ve buluşların ekonomik değerleri nasıl denetlenmektedir?
    2. Üniversitenin araştırma ve inovasyon siyasalarındaki rolü: Üniversite bir bölgesel kalkınma aracı olarak algılanıp kamu yatırımları ve düzenlemeleri aracılığıyla sanayi ile işbirliğine teşvik edilmekte midir?
    3. Araştırma kaynaklarının üniversiteler arasındaki dağıtımı: Üniversiteler arasında araştırma faaliyeti düzeyi bakımından değişiklikler bulunuyor mu, bu farklar bölge içine ve bölgelere göre nasıl bir resim oluşturuyor?
    4. Üniversite araştırmasının finansmanı: Üniversite destekleri ulusal ve bölgesel düzeyde nasıl sağlanıyor, bu düzenlemeler araştırmanın ölçeğini ve yönelimini nasıl etkiliyor?
    5. Bilginin ticarileşmesi;

    bağlamlarında temel bir mesele olmaktadır. Anglo-Amerikan modellerinde devlet kısmi fon sağlayıcı ve düzenleyici rolünde olup üniversiteler gelir getiren faaliyetler, fikri mülkiyet hakları dâhil kendi faaliyetlerini kendileri kontrol etmektedir. Devletin kontrolünün arttığı modellerde ise, araştırma ve eğitim hedefleri üzerindeki kamu etkisi artmakta, üniversitenin ticari faaliyetleri sınırlanmaktadır. Bununla birlikte genel gidiş üniversite-sanayi ilişkilerini kolaylama ve üniversite ürünlerinin ticarileşme süreçlerinde üniversiteyi daha çok yetkilendirme yöndedir.

    Üniversite özerkliği ile ekonomik kalkınma arasındaki bağların daha çok sorgulanması, üniversitenin inovasyon sistemleri içindeki konumlarını ve rollerini öne çıkarmıştır. Devletin inovasyon konusundaki sorumluluğu genelde kabul gören bir husustur. Bu nedenle, kamu inovasyon siyasaları üniversiteleri ve kamusal araştırma kurumlarını çoğu zaman birlikte ele almakta ve aralarındaki işbölümünü düzenlemeye çalışmaktadır.

    Üniversite Çıkışlı Firmalar ("spin off”lar)

    Bölgesel inovasyon sistemine, bünyesindeki bölgesel "bilgi laboratuarları” açısından da bakılabilir. Üniversiteden çıkan ve genellikle bilgi-tabanlı olan yeni firmalar, bu bilgi laboratuarları ve bu arada üniversitelerle daha yoğun ilişkiler kurabilmekte ve bu ilişkileri daha kolay sürdürebilmektedir. Bu firmalar sayesinde,

    10.1.7. Bilgi Yoğun Ticari Servisler

    Batı ekonomilerinde son yirmi yılda en hızlı gelişen iş alanı Bilgi Yoğun Ticari Servisler (Knowledge Intensive Business Services- KIBS)'dir. Bilgi Yoğun Ticari Servislerin sağladıkları uzmanlıkların önemi,

    Bilgi Yoğun Ticari Servisleri veren bazı firmalar doğrudan enformasyon ve bilginin kaynağı olarak kendi ürünlerini sunarlar (ölçme-analiz, raporlama, eğitim ve danışmanlık gibi). Bazıları ise müşterilerinin bilgi yaratma veya enformasyon işleme faaliyetleri için ara girdi niteliğinde servis üretirler (iletişim ve bilgisayar servisleri gibi). NACE (Nomenclature statisque des Activities Economiques dans la Communaute Europeene) tanımlamasında,

    ana servis grupları bulunmaktadır.

    olarak özetlenebilecek önemli işlevleri, bilgi taşıyıcı-üretici-yayıcı rolleriyle değişime ve inovasyona katkıları, bu tür servis firmalarını ve geliştirdikleri servis sektörlerini üniversitenin ve üniversite mezunlarının doğrudan ilgi alanı yapmaktadır. Bilgi Yoğun Ticari Servisler ağırlıkla araştırma çıktılarını ve profesyonel bilgiyi kullandıklarından bu servisleri veren firmalar daha çok bilim adamı, mühendis ve her türlü uzman istihdam etmektedir. Bilginin pazarlanabilir bir ürüne dönüşümüne yardımcı olarak teknolojik, kurumsal ve sosyal inovasyonun ortaya çıkmasında, yayınımında ve uyarlanmasında rol almaları, onları ticari kuruluşlar yanında akademik toplumun ve yerel kalkınma otoritelerinin de potansiyel ortakları konumuna getirmiştir.

    TÜRKİYE'NİN İNOVASYON POLİTİKASINDA ANA GELİŞMELER

    Türk inovasyon politikası, Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikası dokümanlarında yer almaktadır. Beş yıllık kalkınma planları ise inovasyon politikaları için ayrılan bütçe tahsislerini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede atılan en önemli adımlardan biri, 1963 yılında TÜBİTAK'ın kurulmasıdır. İkinci ve Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planlarına bakıldığında; teknolojik gelişme ve teknoloji transferi konularına değinildiği görülmüştür. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planına bakıldığında teknoloji politikasından söz edildiği görülmüş, teknoloji politikasının sanayi ile bütünleştirilmesi, istihdam ve yatırım politikaları ve kendi teknolojisini üretebilen yeni sanayi sektörlerinin geliştirilmesi konuları ön plana çıkarılmıştır.

    Türk Bilim Politikası 1983-2003 adlı ilk politika belgesi devlet tarafından 1983 yılında yayımlanmıştır. Konu doküman, temel olarak Ar-Ge faaliyetlerini artırmayı ve öncelikli teknoloji alanlarını tanımlamayı hedeflemiştir. Önemli bir diğer kilometre taşı ise yine 1983 yılında Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun (BTYK) oluşturulmasıdır. 1993 yılında oluşturulan ikinci politika dokumanı ise, Türk Bilim ve Teknoloji Politikası: 1993–2003 adı verilen çalışma olmuştur. Söz konusu politika dokümanlarının amacına bakıldığında; bir ulusal inovasyon sistemini kurmak, bu sistemin tüm kurumları ve diğer mekanizmalarının yine sistematik bir uyum içerisinde bilimsel ve teknolojik araştırma ve geliştirme aktivitelerini geliştirmesini sağlamak ve tüm faaliyetlerin sonuçlarını ekonomik ve sosyal fayda sağlamaya dönüştürmek olarak ortaya konduğu görülür.

    1997 Ağustos'unda BTYK, 1996–1998 Yılları için Bilim ve Teknoloji Politikası Gündemi başlıklı raporu onaylamıştır. Rapor, ulusal bilim ve teknoloji politikasının ana temalarından biri olan ulusal inovasyon sisteminin oluşturulması amacıyla gerek duyulan hazırlıkları tanımlamaktadır. BTYK'nın bu kararı inovasyon kavramı çevresinde şekillenmiş, bölgesel inovasyon sistemleri üzerinde araştırma; inovasyon kavramı üzerinde bir bilinç yaratma; teknoloji yönetimi, inovasyon ve kalite yönetimi tekniklerini yaygınlaştırma; inovasyon geliştirme faaliyetlerini hızlandırma ve son olarak da KOBİ'lerin inovasyon geliştirme etkinliklerini destekleme alanlarına değinmiştir.

    BTYK'nın 1999, 2000 ve 2001 yıllarındaki toplantılarının ardından yayımladığı kararları, benimsenmiş inovasyon politikalarını ve stratejilerini koruyacak biçimde şekillenmiştir. TÜBİTAK'ın koordinasyonu ve BTYK'nın takip eden kararı ile 2002 yılında başlayan Vizyon 2023 Projesi ile geçmişteki Türk bilim ve teknoloji politikasına yönelik çabalar devam etmiştir. Proje genel olarak, farklı sosyo-ekonomik alanda 11 adet panelle beraber bir ulusal teknoloji öngörüsü çalışmasını, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile yapılacak olan bir araştırmayı kapsamaktadır. Vizyon 2023 projesi beraberinde üç alt projeyi de içermektedir. Bunlardan ilki ulusal teknoloji envanteri, ikincisi Türk araştırmacılar envanteri ve ulusal Ar-Ge altyapısı olarak başlıklandırılmıştır. 2001 ile 2005 yılları arasındaki dönemi kapsayan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı teknolojik inovasyon üretme konusundaki ihtiyaçlara odaklanmaktadır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının hazırlanması aşamasında, Bilim ve Teknoloji Özel Ihtisas Komisyonu inovasyon politikalarının sürdürülmesi alanında bir öneri dokumanı hazırlamıştır. Bilişim teknolojileri, biyoteknoloji, elektronik sanayi ve diğer alanlarla ilgili kurulan özel ihtisas komisyonları da aynı çerçevede raporlar hazırlamıştır. Tüm bu raporların kalkınma planlarında bahsedilen inovasyon ile ilgili konular üzerinde birer yapıtaşı oluşturduğunu söylemek mümkündür.

    2007–2013 yılları arasındaki dönemi ele alan son kalkınma planı olan 9. Plan'da ulusal düzeyde rekabet gücü kazanılabilmesi için inovasyona özel bir önem verildiği görülür. Türkiye'de Ar-Ge'ye GSYIH içinden ayrılan payın bu yılsonu itibariyle %0,8 seviyelerinde olması beklenirken, 2013 yılında bu oranın %2'ye çıkarılması hedeflenmektedir. 2010 yılına kadar Avrupa Birliği için belirlenen Ar-Ge/GSYIH hedefi ise ortalama %3'tür

    Plan'ın temel amaçlarına bakıldığında;

    Türk bilim ve teknoloji politikasının temel amacı özel sektörün inovasyon yaratma yeteneğinde artış olarak tanımlanmıştır. Rekabet gücünün artırılmasında üniversite ve iş dünyası arasındaki işbirliğine dikkat çekilmiş, özel sektör bünyesinde araştırmacıların görev yapmasının özendirileceği, özel sektörün öncelikli alanlarda araştırma enstitüleri ve araştırma merkezleri kurmasının destekleneceği dile getirilmiştir. Öncelikli alanlara ilişkin değerlendirmede ise; nanoteknoloji, biyoteknoloji, nükleer teknolojiler, hidrojen ve yakıt pili teknolojileri, yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik sağlık araştırmaları, bilgi ve iletişim teknolojileri, savunma ve uzay teknolojileri, ülke içindeki kaynakların katma değere dönüşümü için Ar-Ge faaliyetleri ve sanayi politikasının öncelik verdiği sektörlerdeki çalışmaların öncelikle destekleneceği vurgulanmıştır.

    Türkiye'nin inovasyon sürecini de içinde bilim ve teknoloji politika dokümanları incelendiğinde, inovasyon politikasının ufkunun net olarak belirlendiği dikkati çekmektedir. Temel hedef, bir ağ yapısı (network) içerisinde ulusal inovasyon sistemi oluşturabilmektir. İnovasyon sürecine ilişkin çeşitli hukuki düzenlemelerin yanında, inovasyonla çok sıkı bir bağı olan girişimcilik politikasının kalitesini geliştirmeye yönelik belirgin yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Mevcut düzenlemeler, inovatif girişimcileri mali desteklerle, risk sermayesi fonlarıyla, vergi teşvikleriyle, KOBİ'lere özel eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle ilgili eylemleri kapsamaktadır. Oluşturulması hedeflenen inovasyon sisteminin anahtar özelliği taşıyan arayüzlerine baktığımızda; konuyla ilgili politikanın bölgesel inovasyon sistemlerinin, üniversite ve sanayi işbirliği ile kurulacak araştırma merkezlerinin ve ulusal bilgi altyapısına ilişkin master planın oluşturulmasını; ulusal akademik ağ yapının kurulmasını, son olarak da kamunun Ar-Ge kurumlarının yeniden yapılandırılması hedeflerini ortaya koymaktadır. İnovasyon kavramına açık olan bir toplumsal yapıya kavuşmak için, bilim ve teknoloji merkezlerinin yanı sıra Internet kafelerin ve e-ticaretin yaygınlaşması, kamu yönetiminin satın alma prosedürlerinin yeniden tanımlanması ve beyin göçünün önlenmesi gibi eylemlere ihtiyaç olduğu bilinmektedir.

    Özellikle devlet tarafından desteklenen program ve girişimlerin TTGV, TÜBİTAK, TEYDEB, TÜBİTAK, MAM gibi olanlarına ilişkin değerlendirme sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:

    Ana Bulgular:

    İNOVASYON YAPABİLME ALANINDA HUKUKİ VE İDARİ ÇEVRESEL KOŞULLAR

    İş dünyasının inovasyon üretme potansiyelini önemli derecede etkileyecek olan hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. Ek olarak bakıldığında, işletmelerin inovasyon potansiyelini dolaylı bir biçimde etkileyen farklı düzenlemelerin olduğu da görülmektedir. Düzenlemelerin başarılı bir biçimde uygulanmasının en önemli koşullarından biri Türkiye'nin içinde bulunduğu makroekonomik şartların iyileştirilmesi, istikrarın sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiği bilinmektedir.

    Özellikle mali sistemin inovasyon sürecini desteklemesiyle ilgili olarak gerek uzmanlar, gerekse de risk sermayesi fonlarının kaynak sağlayıcılarının mevzuatla ilgili dile getirdiği sorunlardan biri Risk Sermayesi Yatırım Fonlarına ilişkin düzenlemenin kendisidir. Konuya ilişkin mevzuatın yeteri kadar risk sermayesi şirketi kurulmasının teşvik etmediği belirtilmektedir. Temel sorun risk sermayesi şirketlerinin anonim şirketler statüsünde kurulmasının zorunlu kılınmasıdır. Risk sermayesi mevzuatının uluslararası en iyi uygulamalar çerçevesinde risk sermayesi fonlarının kurulmasına izin vermesi durumunda, diğer mevzuat hükümlerinde de gerekli değişikliklere ihtiyaç duyulacaktır.

    Ana Bulgular:

    inovasyon Devamı